|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #15 : Mart 30, 2008, 17:07:10 ÖS » |
|
Bu çok kolay:
Hüseyin bozkurt:Portresi
Bir keder senfonisi :kırışıklığım Islak elleriyle avuçlar yüzümü Nehirler aktım durmadan Nehirler alnımda kum falı açan yüreğim..
süs değil haykırışım dudakların kıyısından bir alev kumaşı göğsüme diktiğim bir yanım sözlerin cesareti.bir yan barikatı kalbin uzun gecenin koynuna usulca devrilen
uzun gecenin koynu bir asır esir..coğrafyanın kutsadığı kan saçıyor gözlerinde durup düşünmem..unuttuğum ..belki geceye ansızın düşen bir kamyonun içinde gözlerim
sıra dağlara yazın adımı..kaçkar kopmuş mor düğmem sıyırırken paltoyu palandöken bir çift güvercin çizer gökyüzünü elbisem..ah kalınlığı diz boyu uçuşların
söz dinlemez bir ağzım var ..ayaklar bilincin teki yürüyorum fevkinde renklerin
belki yorgunum oyunu kaldıracak gücüm yok ellerim çoktan emekli tavrı..kalem kesmiş gözlerim çocuk resimleri taşır göbeğinden
sırtı pek alışkanlıklar devinir durur gövdem yadsıyan ..umudu beceren gül
köz böceklerini ateşe değiştim kapında zorlanan geceyi sardım koynuna hayat aktığın değil kanında kanına yön veren salınım.. sözlerimdi..
söz kırmızı..mor çiğdemler açarken taçlarını papatyalar ılık rüzgâr silerdi gözbebekleri
bayılırım bir avuç su da kuşların sevişmesine
köşeler ayaklarımdan uzak tabanı su çekmiş yalnızlığım karnı tok güvercin gözlerinde sevdim barışı karganın gülümsemesiyle kalıp başbaşa bir tırnağı çimkiren çocuk kadar masumum
güneşi emen esmerliğim beş vakit secde hali omursuz düşceleri geçiren harekete orman kıyısı.. toplu hücum..defansif deyişler kalbim yeşerdikçe kıvrılan hakem..topu taca at ey sefil berduş
imge fıtığı oldum.şiirlerde..bu nasıl bir metafor yedi yerinde bıçaklanmış dokuz canlı selinde
bazen geçerim sebepsiz sözcüklerden ..bir barak..kürdilili siz türküler derin ..söyleyen çoğalır bir ırmak değil mi ki yatağı bulan seyyahın şiirırmak efendisi
dilini hepten unutmuş bir halkın kederiyim dilim kesik bir düş kadar erken doğumdur..erken ölmeye biçimlenmiş son arzu kokularında ihtiyar çamın kenarında ürkekçe sevişmeye devam eden kumrudur
açlığı koridorda çektim hakikat inildikçe kuyu düştükçe daha bir sıkı bulanmış evren yalnız ben değil içinde gecemi kör kesen bir bıçak uyanışın kesildikçe sisi
sözleri liman bildim koyun koyuna daldıkça hiç bir şey asla diyemiyorum..tutupta göğsün uçlarına yorgunluktan elim varmıyor bulut olmaya bir akşam üstü
parlayan bir alev sanki..yaktığım şiirler..ölüm yok yılmadık bir duvarın sesinde..içimiz gül beton
akşam sefası..bir yanımız yorgunluk içen şiir
Dizelerinizden çizilmiş portreniz bu...Ben böyle gördüm
Sevgilerimle
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
|
YeldaKaratas
|
 |
« Yanıtla #16 : Nisan 01, 2008, 03:01:09 ÖÖ » |
|
Teşekkürler İlginiz için Sevgili Transferci ve Sevgili Yelda
Yeldacığım
Çamura dokunmayan çocuk var mıdır? Büyüyebilinir mi çamurla oynamadan. Yelda durdum, düşündüm… Annemin tüm titizliğinin inadına yağmur birikintilerinin, -özellikle çamurlu olanlarının- üstüne üstüne, nasıl yürüdüğümü hatırladım birden. Uslu durayım diye razı gelinmiş bir izinle, karşı arsada evlerimizden taşıdığımız sularla çamur yaptığımızı, saatlerce kap kacak imal ettiğimizi hatırladım. Bir sürü çocuk hatırladım, bir küçük beyaz köpek hatırladım, toprağı eşelerken bize yardım ederdi…Minik tabaklar, minicik fincanlar yapardık.
Yapamam diye bir şey yok ki, çamura dokunuyorsun, o zaten ne şekil almak istiyorsa o oluyor.
Yeldacığım, insanın yüzüdür şiir diyorsun ya, senin yüzün şiir canım kardeşim, şiire karılmışsın sen…Gülden seramik yapmayı öğrenebilirsem eğer, yapacağım söz yüzünü…
Canım Sedef, Yazdıklarını okuyunca bir tuhaf oldum. Tıpkı kirazlı şapka gibi. Sen benim bellek ışığımsın. Çocukken çamurla oynadığımı hatırladım birden, ellerimin şeklini bile. Kapuz'daki o bahçede... Çok ama çok küçüktüm. Sarı ve saf bir çamurdu. Sonra, börek çörek ve saç örgüsü yaptığımı hatırlıyorum. İnsan yüzü yaptım mı acaba... Hiç denememiş olmalıyım. Ben daha çok sanırım nesnelere takılı yaşadım çocukluğumda. Çünkü çok erken yaşta okuduğum için, elimde kitap bir köşeye kaçardım hep. Şikayetçiydi herkes konuşmaz mı diye. Gevezenin biriyim oysa bilirsin. Kitaplara sığınarak insan yüzlerinden kaçtım. İncinecek halim dolmuştu çok erken sanırım. Masa altında otururdum çoğunluğun. Ne huysuzmuşum aman Allahım! Sürekli yazardım. El yazısına hayrandım insanların. İki buçuk yaşımda falan el yazısı yazmaya çalıştığımı hatırlıyorum o mor kalemlerle. Hani ıslanınca mor olur, sabit kurşun kalemler. Hay canım neler hatırladım birden!
Ama suyun akışını da hatırladım şimdi. Tam şimdi. Rengini çamurun parlak ışıltısını ve bakarken duyduğum hazzı... Deneyeceğim Sedef: Gülden yüzünü yapmayı senin ben de deneyeceğim kızkardeşim benim.
|
|
|
|
|
EminEser
ÖKS Girişimcisi

Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 52
|
 |
« Yanıtla #17 : Nisan 06, 2008, 22:28:13 ÖS » |
|
Sanırım kutlamak için çok geç kalmışım...Bu harika çalışmalarından dolayı bin kez kutlarım...Yok olmadı, on bin...Bir hafta sonu gelip görmek isterim...
|
|
|
|
|
cigdemünal
Çi?'dem
ÖKS Girişimcisi
 
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 113
Kaça??m, e?kiya a?klar ya?ar?m durmadan.
|
 |
« Yanıtla #18 : Nisan 06, 2008, 22:55:34 ÖS » |
|
Atölyenizi anlatışınız başlı başına bir öykünün içine aldı beni. Büyülendim gördüklerim karşısında. Bunun tanımı yok Sevgili Sedef Kandemir. Hayranlıkla izledim uzun uzun. Güzel yüzünüz kadar güzel kadınlar yapıyorsunuz siz. Sancıyı çamurla karın, sizde kalmasın tek bir parçası bile. Öperim ışıldayan gözlerinizin içinden. Sevgiyle
|
Borcum Yok! Bozdurdum Ömrümü.
|
|
|
|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #19 : Nisan 06, 2008, 23:13:45 ÖS » |
|
Zeytinli Kadın Düşleri
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #20 : Nisan 06, 2008, 23:23:48 ÖS » |
|
Çok teşekkürler Emin Eser, ziyaretin sevindirdi. En kısa zamanın bir hafta sonunu beklerim sevincimi daha da gerçekleştirmiş olman adına. :  Sevgilerimle ( o küçük öykücüyü de yanında görürsem daha da mutlu olacağım, mümkünse tabii)
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #21 : Nisan 06, 2008, 23:39:33 ÖS » |
|
Çiğdemciğim
Ziyaretin için teşekkür ederim, atölyemizi tam dillendirmem mümkün değil tabii,ne yazsam az, içinde bin öykü barındırır... Dünyanın bir köşeciğine yanaşmış, gözden ırak bir düşhane diyebilirim, yüreğimizin parmak uçlarımızda, zamanınsa su olduğu bir düşhane... Akademik çalışmalarla mukayese edilemeyebilir tabii, ama taşıdığı ruhu öykülendirmek o kadar zor ki...Zor olan bir de şu kadınların gözlerini açmak. Açılmasını beklemek...Neyse sevindim seni gördüğüme...Sevgilerimle 
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #22 : Nisan 12, 2008, 22:22:17 ÖS » |
|
Henüz çok yeni bir çalışmam. Kurumayı bekliyor
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #23 : Nisan 12, 2008, 22:39:37 ÖS » |
|
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #24 : Nisan 25, 2008, 14:51:24 ÖS » |
|
Recm edilmiş duygularım günün itibarı ile...
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
|
zeyno
|
 |
« Yanıtla #25 : Nisan 25, 2008, 15:06:51 ÖS » |
|
Çok çarpıcı figürler mi desem ne desem bu çamuru yoğurarak biçimlendirdiğinden çok bana hissedişin düşüncelerle düşüncelerin hissedişlerle yoğurulduğu bu somut sanat yaratıları olmuş tastamam yansır gözüme gözlerimden gönlüm ile algıma algımdan komple hücrelerime sarsıcı bir güzellik... dilim tutuldu Sedef, kutluyorum hayranlıkla.
Yazdım hızlıca..
|
|
|
|
|
|
zeyno
|
 |
« Yanıtla #26 : Nisan 25, 2008, 15:36:46 ÖS » |
|
Nasıl ama nasıl isterdim olsa biri hiç değilse hep gönlüm gibi gözümün de önünde. Olsa da alsam onu oturtsam küçük evimin büyük başköşesine. Hep baksam hep konuşsam.. İsterse olsun o susan.. neler neler anlatırdı kimbilir bana susarken bile sonsuza kadar.. O susa susa konuştukça ben doyar mıydım konuşmaya susmadan ki bıktırsın beni bir gün anlattıkları... Dokundukça sessizce birbirimize.. Kıskanırdı en sonunda sonsuzluk çatlardı bize..
|
|
|
|
|
|