|
Nisa NUR
|
 |
« Yanıtla #195 : Ocak 20, 2010, 09:44:22 ÖÖ » |
|
Geçenlerde Hayal dergisinde (Ekim Kasım Aralık 2009 Sayısında) Hüseyin hocamın kitabının tanıtımını gördüm, çok sevindim.
|
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #196 : Şubat 09, 2010, 21:39:51 ÖS » |
|
teşekkür ederim dost seslere
ceren
uykuyu basar gecenin tenha yeri
bir telaş üşüşür parmaklara çatlaklarda nasırlaşır bir zaman çıkar ay
açmışım aymışım bir dal sebebi olmuştur say
hiç bir çiçek miğfer açmaz kurşun sıkmaz dalına bülbül şen değil gönlü ötme yaralıyım !
gülmez hiç bir çiçek vazoda ısırmaz gölgesini doğuşu karalıyım dağbaşıyım kızıl bir şafak kusar bende
hay ki hay say ki say
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #197 : Şubat 21, 2010, 17:37:50 ÖS » |
|
bir ağlamak sığdırırsın ardımda
su zamanda geçerse emekleyerek büyüttüğün gamzeni siler yağmurlar
anılar yığılır kalp çatısına üşürsün derme çatma büyütülen aşk adı barakalarda tebeşir andı kapı gıcırtıları karışık bir duygunun kasabı yarıp bakarsın içine
gitmenin uzun olduğu kalmaktan bir ağlamak sığdırırsın ardımda açarsın derin çukurlar gömmek için hayalini
ardıçlar suskunsa güle yatkındır omzun
bu acıyı atarsın
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
|
|
Şeyda GÜNEŞ
|
 |
« Yanıtla #198 : Şubat 23, 2010, 14:10:11 ÖS » |
|
Hüseyin BOZKURT şiirlerinde sözcüklere yüklenen sıcaklık, mekaniklikten uzak teknikle yoğurulmuşluk, sahicilik... Ve bunlardan ötesi var.
|
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #199 : Mart 02, 2010, 22:18:58 ÖS » |
|
teşekkür ederim değerlendirmelerin için sevgili Şeyda..şiir ol hep..şiir
bastırdım gülüşünü kanlı bir çatışmayla
aramızda kırgınlık sen karşımda bense zıt toprak serilmiş yüzümüz ekmelerden uzak bir köylü taş atan çocuktuk belki doğduğu kalbin anısına yaşamı salmış oluk : kan bir ikna karşılığı
okuyan bir cümle kalsın suskunluk
at ak sin ve pak güle taşınacak bir kaç söz getirecek çeşmelerden su durgun nehirler içrek
sırı karanlık içindeyim bakıyorsun bulamıyorsun ellerim zindan kapısı güvercin yemleyen
bastırdım gülüşünü kanlı bir çatışmayla
ah ! nasıl bir duygu körelmesi havalanan ördek balası bu tunel bu çıkış bu korkuluk kanatlarında sevda düşü izi kaybolmuş soluk
ağzım hangi düşecek
terli bir yokuştun karşımda yürüdüm gittim
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
|
|
recep memis
|
 |
« Yanıtla #200 : Mart 03, 2010, 00:36:24 ÖÖ » |
|
H/İÇ ÇATIŞMA
kanlı mı olacak kansız mı derken bir çatışma çıkmış gördüm delikanlı kaşlarında a zıtmış sağda kine iş/te-kinsiz sol satır başları bastırılmış üstüne kemikleşmiş tartışmaların
volt/acılar fırtınada üşüyor ıslanmış kirpiklerinde kırlangıçların kime ne söylüyor kim duyan var mı dalga geçerken gölgemizden acaba tanecik yapılı değil midir ki ışık
çeşmeler gördüm sabah ezanlarını kurnasına k/akıp duran gül kondurmuş taşına bülbül bir uzun havadan sarkmış bulut soluk bir yüz yıkıyor dudağı burnu iki gözü güneş terazisine pervan ben anladım efendim aşk eridir bu çatışmış hecenin kollarında dün gece nikotin kokulu mintan giymiş militan
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mart 09, 2010, 14:47:42 ÖS Gönderen: recep memis »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
"gırnata çığlığına, bir yalan roman yazılır" Recep Memiş
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #201 : Mart 09, 2010, 00:03:07 ÖÖ » |
|
şiir selamını aldım..teşekkürler kovancı ağıdı
belki bir kuytuluk ellerim için cennetinden uzak
yaşamak silahını düşürse belimden bu şehir ağlar koyaklarında bir köy yüreğim belki bir çeşme çekilir yaz aşklarına kerpiç sevdalar yıkılır ömrüme bir adım bir adım daha yasaklanır yaşamışmışım kayıtlarında devletin
insanı insanda aramak duygunun hangi halidir
belki bir yığın ölü düşündürürdü haber sessizce geçilirdi içinde şiirler üzüme dönerken şarap radyo ajanslarında geçiştirilen bir spiker dudağı yalnızlığı ağlayan budanmış ağaç dalına düşürmüş kırık bir yas
düşerken meş'um ayrılık dirimin hangi halidir
üstümde koca bir enkaz gökyüzü resmediyor daha uçacak ömrüm önümüz bahardı kırlangıçlar erken telaşında bacaların her bir eve düşürmek için yangın
ah bu çığlıklar bu feryat bu zılgıtlar nereye düşüm nereye haykırıyor içimde nefes kimi kesiyor durmadan tanıyor muyum kimim kim mişim
sararmış resmi çerçevesi başımın
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mart 09, 2010, 00:22:55 ÖÖ Gönderen: HBozkurt »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
recep memis
|
 |
« Yanıtla #202 : Mart 09, 2010, 14:57:40 ÖS » |
|
beton kırığına benzer muz/kafaların tanıyorum ben bu kerpiç dağlarını ellere taht-ı revandır bize kan ağustos/toslanır bağırlarına onyedisinde delikanlı kızların
oğul çığlığıyla kal a balık ta el azığı gagalıyor sekiz martı deniz tuzlu gözyaşıdır ıslatır ıslatır göğüslerindeki taşı kadınlarımızın
insanlık yazığıdır bu öfff/ke- fen işlerimiz kader eşitliyor ayışığı öperken bizi keten bezi sarınmış tenlerimizi sıra sıra mezarlarında...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mart 10, 2010, 16:06:07 ÖS Gönderen: recep memis »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
"gırnata çığlığına, bir yalan roman yazılır" Recep Memiş
|
|
|
|
Nisa NUR
|
 |
« Yanıtla #203 : Mart 10, 2010, 15:31:24 ÖS » |
|
Hüsein BOZKURT! O bir şimdiki zaman bilgesi... O bir sözcük seyyahı... Zaman tanığı... "Kovancı Ağıdı" tüm bu söylediklerimi doğrulamıyor mu?...
|
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #204 : Mart 13, 2010, 14:30:55 ÖS » |
|
çok teşekkürler sevgili Nisa sevgili Recep..anlamlı paylaşılar için..
bir güvercin dalışı sancım
bir tuhaf bakmak istiyor canım akmamak yalnızca derin suları karıştım hayat uyuşmuş göğsüm bir pazarlıktır gözkırpan bir delilik sıkılır alnıma sızarım bile bile sıkılgan beni : morgta
parmaklarım sokulmak istedi gözlerine bir yoğun kalabalık çaput ..giysisi çocukluğum beyaz bir düştü sonunda kanlı indim aşağı bıyıklarından sivri dişlerinde kızgın kedinin
çakır keyfi dayamış yastığa çilingir sofrası birazdan hayata yeni çıkarım içimde tutsaklık zinciri boşalır ellerin dağıt saçlarını denizin biraz ılık tut
tuz yarada incelir
düşünsem delice patlar aklımın sivilcesi..
yeşil düşünen bir cennet gözlerim yerli bir sandal kalpleriniz biraz çarpıntı biraz uyuşuk gökyüzü yağıyor sesimin içine tutuşmak istiyor sancıma bir yosun inatçı sarmaşıklar kalbin istiridye söküp almak için şaşıyorum düşüyorum kendimden bir martıyı ağlar oluyorum köşelerde soğuk nemli gözlerde bulut sıçrayan uyku bir dip kadehin fon kristal küresi kızılında üzümü yolmuş kalbim saçını tarıyor ipek bir düşe
bir kaç dil kesilmekte figanı gülen ah iyiyim biraz sarhoş bir delişmenlik çekiyor kara denizden çıkmış ak bir köpük nil sularında yalnızlık açan çiçeğim miyase seviyorum sevdiğimi bilmedi gidişi denizler aşrı ülkeler uçmadı gökyüzü bir güvercin dalışı sancım şişelerde olduğu değil yürek nasırlı bir mektup mantarsız
susup ağlıyorum tekerlek izlerinde incelen yol dönüyor bir tuhaflık sancısı elini özlüyor kimse silerken nasır alıp dilime sürüyorum tanık olmak için kendimi inanmıyorum ! elim paslı bir şive kaçıyor dudakların kiracı olmuş bana hangi çığlığı geçsem otobüs kalktı..
serpilmiş dut ağacım yanağı kurumuş kalabalıktım uyandım sefaletin kirpiklerinde benim için son kez çalınan org dallarda ipeksi patlama hüznümün eksik fası
karmaşık tutuyorum elinden çarşıya gidiyorum nefesi çatlıyor bir bakkal su veriyor memesi dudağım ..özlüyorum cismin edebi yoksul bir rüzgar tutuşurdu elime kapılar bahçeler izinsiz çıkan gölge kaysılanırken iyilik melekleri sardı başımıza taş bebek
yeni çıkmış sürgündü ayaklarım siz oyun
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mart 13, 2010, 14:56:04 ÖS Gönderen: HBozkurt »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
Zeki Karaaslan
Girişimci
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 116
|
 |
« Yanıtla #205 : Mart 14, 2010, 09:55:14 ÖÖ » |
|
Hüseyin, senin parmaklarından şiir damlıyor...
|
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #206 : Nisan 02, 2010, 22:11:39 ÖS » |
|
siz aşkınlığın şiirin şiirisiniz Zeki Hocam..sizinle aynı dalda şakımak aynı kafeste olmak:) ne güzel yüzümüz uzun bir cümle..dostluğun baki sesi..düşmesin..düşürülmesin sağlık sıhhat afiyetlerimle
.şehir gelmiş dediler bir kasabaya
suretin : suya düşmüş vatandı aktım bir dere boyu kimsesiz köyler herkes gitmiş herkes kendine sürgün bir ihanet sancısı toprağa düşen
gittikçe inceldim gittikçe çirkinleştim bir bulut getirdim sevda düşüne
birkaç sözcük yanında hayta resmim bir güle düşkün eğilmekten baktı zaman kırışan saç elendi göğsüne bir yazın sebebi kuruyan anlak sürüldü bin dere
hiç bir düş tanımaz akmak için yataklara biçemez baharı hiç bir ağaç
şehir gelmiş dediler bir kasabaya kentler gitmiş ardımda yasın yorgun bir gövde ,ahtim yanımda uzatmalı kalbim bir şeyle susan karanlık bir şeyler yarını ufukta yakılan ışık
bir havuz ısmarlayın harflere dökülmek için kendimi bir kaç musluk kıyısında yalvarsın belki gözlerim..akar yıldızlarına
bir dilek tutun ay yıldız kayıyor : avuçlarım saçların infazım duruşunda belli gecenin
gül dirilir yeniden yıldızlardan geçilir
galaksi kutsal helezonları kavmin doğur beni kasıklarından
kan yerde nedensiz ağır kan doğduğum yüzyıl
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Nisan 02, 2010, 22:12:21 ÖS Gönderen: HBozkurt »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
recep memis
|
 |
« Yanıtla #207 : Nisan 09, 2010, 12:25:43 ÖS » |
|
"... sigaramın külünde ben, ken"t"imi dağlamışım ..."
|
"gırnata çığlığına, bir yalan roman yazılır" Recep Memiş
|
|
|
|
sedef Kandemir
|
 |
« Yanıtla #208 : Nisan 16, 2010, 22:56:19 ÖS » |
|
Bir solukta okudum ama daha nice gidip gelip okuyacağım, çok güzeldi şiirler, şiirleşmeler... kutlarım Hüseyin Bozkurt
|
"Çalmadan, ç?rpmadan bize ekme?imizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz b?rakmadan ya?amak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmal? idi". -Sabahattin Ali-
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #209 : Nisan 21, 2010, 01:15:17 ÖÖ » |
|
Sevgili Sedef Hanım, inceliğinin baharına denk düşmüşsek ne ala.acık şiirli Sevgili Recep .şiir diliniz uğramış kahve konağına..sık sık uğrayın.teşekkürler bir şiirimle merhaba deyim tüm dostlara..sağlıcakla
en çok siyi derin alkışlarda su fısıltılarında
rengi dudağıma taşırdınız sözcüklerin cinsiyeti yok en çok siyi derin alkışlarda su fısıltılarında siz bana karanlıkta bir durakta yolakta sessizce çöküp içimize bakıp bakıp ağlamayı
aşırdınız ince kemendi boynuma aklım kan gölü yüzüp geçtiği bir çoğun azınlığa öldünüz de bilmedik bir mum ışığı karanlık bir duvardan başka atlıyor içimizde yaşatmaya çalıştığımız çocuk başka
bir hayat sürgün çiçeği yeşil içindeydiniz bir tuhaf raslantı baharı öne çekip bir yaşam sürdünüz öldünüz dü ağaçlar anlamadı ışığı kaybından biraz sözcükleri bir kıyıya
Hüseyin Bozkurt
|
|
|
|
|
|