|
yaprakunvar
|
 |
« : Nisan 22, 2008, 12:11:38 ÖS » |
|
Ağrı
-Ağrımı anlattığım insanlara, Alihsan'a, Işıl'a, Ayhan'a-
Sonbaharların kralı gelirmiş meğer İstanbul'a Ciğerlerimin filmini çektiler Ciğerlerim artiz oldular icabında Akut alevlenmiş kronik bir sonbahar gibi bakıyordu Sigara figüran falan. Ben kırmızı bir yaprağı oynuyordum esas kız olarak Uçuşuyordum, uçuşmakmış meğer benim anlamım Ben bunu geç anladım. Senin için şiir yazacaktım İstanbul İsmini ağrı koyacaktım. Oysa bir şiir niyeydi sanki Yer içer sevişir miydi sanki bir şiir Hamsi ısmarlar mıydı mesela bir şiir insana? Fotoğraf çektirebilir miydi mesela hipodromda atlarla? Rakı içebilir miydi Samatya'da Bir şiir uyur muydu kuş gibi Başını alıp da kanatlarının altına? Oysa bir şiir neydi sanki Ben seni ciğerimin köşesindeki arıza kadar sevdim Bir şiir seni bu kadar sever miydi sanıyorsun İstanbul?
Bağırdım sokaklarına kartondan postlar sermiş ayyaşlara Bana kerametinizi gösterin Kermatenizi gösterin bana! Bir dikişte içtim bir şişe geceni Yıldız komasına girmek istiyordum, İstiyordum dolunay çarpsındı beni Kurt adamlarım serbest kalsındı icabında Kimim fazladan puştluğu varsa bir sigara sarsındı bana Kin kusulsundu, öç alınsın İcabında modern kadındım, ne zaman şişmanlasa ruhum Hemen yarın yeni bir intihara başladım. Ben fazla yemesem diyorum baylar yani Bu kadar hınç bana fazla. İcabında bir allah bir allah daha Çok tanrılı bir din ederdi Bırak müridin olayım İstanbul
Sen beni hep bir şiir sanıyordun İstanbul Oysa çakmaktaşları gibi kıvılcımlıydı gözyaşlarım Ağlamaktan kızaran bir örnek burnum ve gözaltlarımla Bu şiiri ben yaralı bir panda vaziyetinde yazdım Canım yandı Bu şiiri ben bir yangın vaziyetinde yazdım Şimdi bırak sana kedilerime süt getiren eski günlerimi anlatayım Kapıma gül bırakan adamları Ben de icabında bir hafıza mağduruyum Cumartesi günleri gayri annemlerle birlikte Sokaklarında eylemler yapayım. Benim ne sakal yanığı günlerim oldu Guruba bak ve beni an Öpüşmekten yorgun ve kızıl Bir şiir sana bunları söyler miydi sanıyorsun? Yağmurlarında yıkanan kırmızı banklarına baktım Bütün allar bir gün solarmış Ben bunu geç anladım Yağmur meğer tanrının zulmüymüş İstanbul. Ağrı neydi, neremdeydi, neresiydi ağrı Kim bana kalbimin menzilini soracaksa sorsun artık Ağrıdurmadanağrıdurmadanağrıdurmadan Ağrı benim durmadan doruğuna tırmandığım Meğer yüksek bir dağmış.
Üstümü ara Cebimdeki şiiri usulca kaydırayım senden tarafa Ellerimi de kaldırdım bak Hazırım tutkumu tutukla. Şiirsizim Bu şiir senin ismini ağrı koyar mıydı sanıyorsun İstanbul Ben bu şiiri kusarak yazdım.
Didem Madak, Yasak Meyve Şiir Dergisi, Şubat/Mart 20
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Nisan 22, 2008, 12:12:31 ÖS Gönderen: yaprakunvar »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
gölgem kan kaybediyor temmuz ü?üyorum...
|
|
|
|
yaprakunvar
|
 |
« Yanıtla #1 : Nisan 27, 2008, 21:12:03 ÖS » |
|
dünya hali I
tetikte Yahudi sevgiler gözlerinden öptü kurşun Filistin'i
ceset çatıyor cephede ölüm Şii çocuk pabucu Bağdat yırtığı Sünni
dökül avucuma Dicle kaldırımda kurudu zeytin
kınası Türk gelinin komşusu Ermeni
adem incir sütü ten soyunup yaprağını ısırdı kanadından güvercini
ağlama oğul
Sudan bir açlıktı geldi geçti
Ferhat Gülsün Yasakmeyve Mart-Nisan 2007
|
gölgem kan kaybediyor temmuz ü?üyorum...
|
|
|
|
yaprakunvar
|
 |
« Yanıtla #2 : Mayıs 15, 2008, 23:28:00 ÖS » |
|
BİR YOLCULUKTU
Bir yolculuktu bu ve yolun sonunda Ulaşmak istediğinı kendimdi Yalnızlığımın parmak izlerini Bırakarak geçtiğim yollara İçimde gitmek mi kalmak mı duygusu Tenin seslenirken tenime Ve çekerken beni derinliklerine Gözlerinin yeşil uçurumu
Yürürdüm aşarak bütün engelleri Gökyüzü çıldırtan maviliğini Ve yaz hüzünler biriktirirken
Yürürdüm ölümsüz, büyük bir sabaha O çocuk düşü bir kez daha Başlasın diye yeniden
Ataol Behramoğlu
Yelkovan Eylül - Ekim 2007
|
gölgem kan kaybediyor temmuz ü?üyorum...
|
|
|
|
ayse
|
 |
« Yanıtla #3 : Mayıs 16, 2008, 00:26:08 ÖÖ » |
|
Bir yolculuktu bu ve yolun sonunda Ulaşmak istediğinı kendimdi Yalnızlığımın parmak izlerini Bırakarak geçtiğim yollara İçimde gitmek mi kalmak mı duygusu Tenin seslenirken tenime Ve çekerken beni derinliklerine Gözlerinin yeşil uçurumu Yürürdüm aşarak bütün engelleri Gökyüzü çıldırtan maviliğini Ve yaz hüzünler biriktirirken Yürürdüm ölümsüz, büyük bir sabaha O çocuk düşü bir kez daha Başlasın diye yeniden Ataol Behramoğlu *************************************** "ve" ve "bir" birden fazla olmasa da olurmuş ya olmuş. çünkü Sn. Ataol yazmış olmuş. 
|
buradan dörtnala geçti ac?lar?m?z
|
|
|
|
yaprakunvar
|
 |
« Yanıtla #4 : Mayıs 16, 2008, 14:36:30 ÖS » |
|
ESKİ BİR
Akşamlar rakılar laflar... burdan çıkınca Gün ortası bana da uğrayalım bir bir sağıma soluma, olmadı, üstüme başıma gönlüm şurda, aklın bir sokak ötesindedir eski bir bulutların yeni bir sağanağından bir kat yukarda durmaya mayil nehir burdan çıkınca Sana da uğrayalım, yaz konağına güneşin dolunay çıkmazına, aşkın yezidi aksanına o sensin, terletirsin sözcükleri serinletirsin eski bir mevsimlerin yeni bir takviminde haziran pişman, tenhadır temmuz, ağustos kahin burdan çıkınca Ona da uğrayalım, rüya burdan kaç adım av dönüşü bir akşam, belki yatıya bunu bir daha düşünelim, bak ben fena sıkıştım eski bir süreklerle yeni bir koru arasında üzülüp namlumuz kaşını yıksın, utanalım burdan çıkınca Keklik dağa dönsün, kurşun yuvaya.
Adnan SATICI
Evrensel Kültür - 2002/Ağustos
Anısına saygıyla...
|
gölgem kan kaybediyor temmuz ü?üyorum...
|
|
|
|
YeldaKaratas
|
 |
« Yanıtla #5 : Mayıs 16, 2008, 19:00:18 ÖS » |
|
Sevgi Duvarı
Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat sevicileri
Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi
Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi
Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri
Çipcülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi
Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
Bol çelik bol yıldız bol insan
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
Dustuğum yer öyle açık seçik ki
Başucumda bi sen varsın bi de evren
Saymiyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnizlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
CAN YÜCEL
ÖKÜZ DERGİSİ
|
|
|
|
|
|
yaprakunvar
|
 |
« Yanıtla #6 : Mayıs 21, 2008, 12:26:33 ÖS » |
|
YALNIZLIKTAN ÜŞÜYOR İÇİMDE KELİMELER
Kederden kendime köprüler yapıyorum Kıldan ince kılıçtan keskince köprüler Her köprüden bir şiir okuyup geçiyorum Yalnızlıktan üşüyor içimde kelimeler
Yüzünün denizinden atlaslar biçiyorum Kendimden çok uzağa gitsem de çok kereler Şiir ki salt coşkuyla yazılmaz biliyorum Yalnızlıktan üşüyor içimde kelimeler
Çok ölmüş bir şairim yıldızlardan daha çok Dalında uğuldayan şu rüzgârdan daha çok Çok ölmüş yoksul ölmüş ama en erken ölmüş Yalnızlıktan üşüyor içimde kelimeler
Bülent ÖZCAN
Şafak Dergisi, Mayıs 2003, Sayı: 135
|
gölgem kan kaybediyor temmuz ü?üyorum...
|
|
|
|
yaprakunvar
|
 |
« Yanıtla #7 : Mayıs 24, 2008, 22:27:39 ÖS » |
|
ÇALMAZ SAAT
Eşrefgillerden o, köye gelir gelmez Dargın yıldızlarımız barıştı o saat; Çağırınca beni, kötürüm köşemizden Cümlemiz yöneldik sözüne; eyitti Kim: Bildiği türkü zamanları durmuş Sulardan uğradığı rüzgar ormanlara Güdecek; Ceylandan hızlı, arpalardan Yeşil ümidimiz, az gittik; uz gittik; Sandık sabaha yakın, dedik; Çıngırağı Kulağında iyi saatlerin. Düzdü Yokuştu; çaldıydı çalayazdı derken, Söyle, kimin orda aklına gelirdi Kuşların geçerken yerlere serptiğin Ekmekleri yiyip bitirecekleri.
Can YÜCEL
Varlık sayı 343- 1 Şubat 1949
|
gölgem kan kaybediyor temmuz ü?üyorum...
|
|
|
|
yaprakunvar
|
 |
« Yanıtla #8 : Mayıs 27, 2008, 15:36:08 ÖS » |
|
Akıl Bozgunlarında
sağduyu kavanozlarında biriken isli telveyi yıkar köle bakışlı hüzünler
niteliği belirsiz sezgiler yalnızlığın el kiri
hasretin sınırı yazılıp çizilir vuslat yollarında arınmayan zifiri kuyularda
terzi kuşları öter hâkî duvarlara
işgalci masal körkütük melânkoli bıktırır pervayı tütsü perdesi azıcık başını kaldırsa gün ışığı saçlarına çevik pusatlı buldozerler ekilir yusufun…
kervanlar geçiyor dilimden su-su/yorum
Fatih Yavuz Çiçek
Akdeniz Edebiyat ve Sanat Dergisi Mayıs-Haziran 2008
|
gölgem kan kaybediyor temmuz ü?üyorum...
|
|
|
fatihyavuz
Telve
ÖKS Girişimcisi

Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 87
?iirler ya?ama benzer
|
 |
« Yanıtla #9 : Mayıs 28, 2008, 11:21:32 ÖÖ » |
|
...UZ GİTTİK
-Yazmak öküzüm ne? -Yaşamanın ve ölmenin aklı
yanıp durduğun aynı ışık açıp durduğun aynı zifiri adımızın bir önemi varsa da yok sevinçlerin bedeli ödendi çılgınlığın kefareti borç yok hesap tamam dünya giderek böyle bak ne hale geldi keder oymalı güzelim taç kırılmış kaç yerinden eğilme öküzüm,çök geri dönüşmekten başka dünyaya çaremiz yok bu mezar iyi görünmez pencereleri var dünyaya çay demliyoruz taze ceviz içi atıyoruz içine gel güneş gel
-Beyhude bekler durur şimdi seni şunlar.
Zeynep UZUNBAY Denizsuyukasesi Nisan-Mayıs 2008
|
Ki?inin hayali dü?lerinin rengine boyanm??t?r
|
|
|
|
yaprakunvar
|
 |
« Yanıtla #10 : Mayıs 30, 2008, 22:53:37 ÖS » |
|
ölü defterler
sessizliğe el vererek akşam söküyor avluların sesini yangınlardan. teninden koparır gibi her sayfasını hayatın ödeşiyorum batığımla.
kuru otlar, yaz’ın bahçesinde bir anıymış. direnen heykel rüzgârın içinden geçen fişek yaşayanların kalbine değen gençlik.
omurgamın orta yerinde koca bir çıkık oldun dikendin gülüne batan. ölü defterlere dönüşüyor ayrılıklar sahafa düşen kahır
taşlıkları çok zamanın ayaklarım takılıyor yalnızlıklara.
Serkan Türk sözcükler dergisi
|
gölgem kan kaybediyor temmuz ü?üyorum...
|
|
|
|
yaprakunvar
|
 |
« Yanıtla #11 : Haziran 04, 2008, 15:21:33 ÖS » |
|
SANRI
Ben kendimi dağ sanırdım Hacer Enginimde Konya ovası, Çukurova, Harran Eskiden benim de bir yurdum vardı Yağmura direnen limon çiçeklerine benzer Ben kendimi sarhoşken tanırdım İnce belli bardaklarda anason kokusu Kuşların bile kıskandığı piknikler Karıncaezmez gençliğim yaşlılığı abarttı Kalp kırıklığı, güz esintisi, kanser Gün gün damlayan zaman - o da su Ama şöyle bir gürül gürül akmadı Ben kendimi ırmak sanırdım Hacer
Eli öpülesi nineler tabutları öpüyor Toprak delik deşik çocuk ölülerinden Ay'a ve yıldızlara bakmaya duyduğum utanç Kanın buğusunu iyi bilirsin sen Gözyaşlarının buz kestiği o son noktayı Hayatın kavşağında bizi hep mi acı bekliyor
Ben kendimi deniz sanırdım Hacer Kayalıkları kanırtarak savuran Şimdi oturup düşünüyorum neyi, kimi Masamın üstünde bir bardak çay - çay kan Denize bakıyorum, donuk bir yağ gibi bakıyorum Kumburgaz, Selimpaşa, Silivri Giderayak asker yolu bekliyorum Ben kendimi 'Türkiye' sanırdım Hacer...
Ahmet Erhan
Sözcükler /( Mayıs - Haziran 2008)
|
gölgem kan kaybediyor temmuz ü?üyorum...
|
|
|
|
yaprakunvar
|
 |
« Yanıtla #12 : Haziran 07, 2008, 22:16:14 ÖS » |
|
iKiZ
Düğmelere çözülen sır Kaçak mor menevişe
Seslendi yaka : çitile gülümseyiş : beyaz bir leke
Azar gövdesi teştin Kıracak inadı Köpürür su
Ey ömür kirini çek Elin : kaza süsü
Firkat susmaz bir çığlık Ne yöne baksan : yüzü
Hüseyin Bozkurt şiiri özlüyorum sayı:19
|
gölgem kan kaybediyor temmuz ü?üyorum...
|
|
|
|
yaprakunvar
|
 |
« Yanıtla #13 : Haziran 15, 2008, 14:20:44 ÖS » |
|
ÇOCUKLARIN GÖZYAŞLARI
Size anlatmıştım yıllar önce Tanrı’nın gözyaşlarını: Acıdan suskun ve Öyle kimsesiz bir kahır içinde
Kutsal Bir pazara dönüşemez hayat bu; pul değil Acıdır üzümün mor teni ezilirken Katli vacip değil tek bir yaş bile Eşittir tabi ki İnsan kalbinde
Kayıp Dünya’nın gözyaşları unuttunuz; Yalanı kâr, aşkı yalan, dostu yok görünce İsyankâr bir ırmak akıyor şimdi Kibele’nin göğsünden, Maveraünnehr’e Hiç bilmediğiniz bir dilde
Şimdi Yoksul Atlas’ı kanayan bu ülkede Umutsuz yaşlarını yakıyor çocuklar Göz pınarı kurumuş Tanrı’nın göğsünde…
Yelda Karataş Esmer, Haziran 2008
|
gölgem kan kaybediyor temmuz ü?üyorum...
|
|
|
|
yaprakunvar
|
 |
« Yanıtla #14 : Haziran 19, 2008, 22:52:13 ÖS » |
|
AKIL AĞRISI
Omurilik gibi uzanıyor yanlış tanımlanınış bir gövdeden sorumlu kavak tutunduğu beynin gölgesinde kıskıvrak kıkırdak aslında kesilen dal.
Dallarıyla avucunun içine aldığı zor zapt aklı simsiyah atlara binmiş simsiyah atlılarla o atlıların atlardan çalıntı çatlak nalları kavrayacak.
Ürpermek için kükrüyor alaz çok da incinmiş zarif, kederli bitkilerde. terk edilmiş ve boşluğa savrulmuş küçük. küçücük bir gök cismi sanki kendi ardına açan gül aşkın kaburgaları arasında; akıl ağrıyor lav içerken ağır ağzında omur'iliklerine kadar ıslanmış sinirlerle, ben hâlâ yaraltınmın hocasıyım, şehir hâlâ komada
Küçük İskender kitap-lık - Şubat -07
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Haziran 19, 2008, 22:54:01 ÖS Gönderen: yaprakunvar »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
gölgem kan kaybediyor temmuz ü?üyorum...
|
|
|
|