Google Reklamları
BİT PAZARI
Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi Forumu
Şubat 11, 2012, 04:44:04 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  ANASAYFA ANAFORUM Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1 2 3 [4]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: BİT PAZARI  (Okunma Sayısı 5422 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
nihat
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 38



« Yanıtla #45 : Kasım 03, 2009, 23:50:35 ÖS »

Çelişik olma durumu durumumuzla ilgilimidir?
Denklemselliğin denginde, dengelemek dengeleri, kolaymıdır?
Artı ile eksi,soğuk ile sıcak,proton ve nötron dengesizliğinde dengelilik,durum böyle olunca, nereden,nasıl bakmak ve nerede durmak,nerede başlamak ve durduğun yerden hızına ivme katmakmıdır,SOSYOLOJİ;
 ÖLüm insan hayatında doğduğu günden itibaren başlamazmı? Hücreler bedenselliğimizde, hayat denilen yaşam diliminde, yüzlerce kez doğar ve ölür.Her ölümden önce doğum, yaşam içinde ölüm tekrarlamazmı?Çelişik olma durumumuz, ihanet değilmidir kendimize,ihenet dengeli dengesiziliğin denginde,çekimselliğine
kapılıp gider iken reaksiyonel olma durumunda (kütle kaybının dayanılamaz hafifliğinde kaybolmazmı)Denklemsel yapılanmalar öz kütlesinde durur iken kararsız atomlar, dengesizliğinde kaybolmazmı?
Kuruyan pınar,Hidrojen ve oksijen ve bulut ve yağmur ve çoşkun bir dere olma durumda doğmazmı.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Mehmet Ak
ÖKS Kurucu-Yönetici
ÖKS Girişimcisi
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 145



Site
« Yanıtla #46 : Kasım 04, 2009, 12:39:49 ÖS »


Ölümün halleri…
Yokluk ve çaresizlik ölümün bir hali olabilir mi? Başarı sefaleti, aşk yalnızlığı, zenginlik yoksulluğu, toklu açlığı, umut umutsuzluğu… Öldürür mü?
Gazete sayfasında, açlıktan ve soğuktan ölen elli yaşlarında bir erkek cesedi var. Bir takvimde arkasından bir akbabanın takip ettiği çocuk… Akşam haberleri televizyonda, kariyeri, parası ve eğitimi yerinde bir genç lüks arabasını boğaz köprüsünün ortasında durdurup intihar ediyor. Bir kadın besleyemediği çocuklarıyla birlikte atıyor kendini porsuk çayına… “Seni başkasına yar etmem” narasıyla başlayıp iki gençle sürüp giden ölüm…
Kredi kartları, okul taksitleri, dershane ücretleri, bozulan işler, borçlar, hacizler… Yaşanan cinnet ve bir ailenin yeryüzünde sadece mezar taşı olarak görüneceği ölüm…
Dünyada yapayalnız kalıp, tuvalet köşelerinde enjektörle çoğaltılan ölümler… O ölümler, karanfiller, dallar, pınarlar var ya… İşte o ölümler! Dipdiriyken ölmek, hayat doluyken, bir şeyler yapma arzusundayken… Heyecanı, umutları, hayalleri ölenler… Coşkusu, sevgisi, aşkı, ruhu, sevinci… Ölenler…
Bu ölümler…
?
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

ah bu lambalar, küçücük c?l?z lambalar…
Mehmet Ak
ÖKS Kurucu-Yönetici
ÖKS Girişimcisi
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 145



Site
« Yanıtla #47 : Kasım 11, 2009, 10:03:11 ÖÖ »

Nihatcığım
katkıların içinçok teşekür ederim.
sevgilerimle...
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

ah bu lambalar, küçücük c?l?z lambalar…
Mehmet Ak
ÖKS Kurucu-Yönetici
ÖKS Girişimcisi
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 145



Site
« Yanıtla #48 : Kasım 11, 2009, 10:04:21 ÖÖ »

Musa;
Hacker Musa, yedinci sınıf öğrencisi, yani on dört yaşlarında, öldü. Ölümün sebebi sır şimdilik, aydınlanabilir belki… Çok çocuklu bir ailesi var. Mobese  kayıtlarında bağırmadan, çağırmadan efendi efendi yürüyor, korkuyor belki. Bilmiyoruz, yaşadığımız hiçbir şeyi bilmediğimiz gibi bunu da bilmiyoruz. Okuyarak, yazarak, yorumlayarak öğrenmeye çalışıyoruz. Ömür boyu da buna çalışacağız sanırım… Aptallığımızdan mı acaba?
 
Bu haberler üçüncü sayfa haberleri aslında her gün gazetelerde bolca var diye de düşünülebilir. Bulunamayan onlarca çocuk ve ailelerinin halleri ölümün hangi hallerine girer acaba? Sorunum bu.
« Son Düzenleme: Kasım 13, 2009, 11:42:40 ÖÖ Gönderen: Mehmet Ak » Moderatöre Bildir   Kayıtlı

ah bu lambalar, küçücük c?l?z lambalar…
Mehmet Ak
ÖKS Kurucu-Yönetici
ÖKS Girişimcisi
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 145



Site
« Yanıtla #49 : Kasım 13, 2009, 11:43:22 ÖÖ »

Ve ölümün hangi halidir basına “domuz gribinden öldü” diye bildiri dağıtılan, aileye zatüreden öldüğünü söyleyen “Özel” bir okulda, on üç yaşında sarışın, dünya güzeli bir kızın ölümü… Özel okulun kapısına altlarındaki lüks ciplerle gelen türbanlı annelerin sessizliği… Bu nasıl bir ölümdür acıyı yüreğinde hisseden herkesi sessizleştiren… O çocuk kamu okulunda ölseydi bu tepkisizlik olur muydu acaba?
Bu ölümün hangi biat halidir?
Bu ölüm?
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

ah bu lambalar, küçücük c?l?z lambalar…
Mehmet Ak
ÖKS Kurucu-Yönetici
ÖKS Girişimcisi
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 145



Site
« Yanıtla #50 : Kasım 24, 2009, 16:08:01 ÖS »

Bir gece yarısı kafanda patlayan şimşekler, tüm vücuduna havai fişekler gibi fışkırırken ve tüm sinirlerin acıyla katılıp kalmışken var gücünle bağırırsın ama kimse duymaz.
Beyninden dağılan sinirler binlerce megavat elektrik boşaltmaktadır bedenine. Hiç kıpırdayamazsın.
Gözlerin duvarı görüyordur ya da sen öyle sanıyorsundur. Ölümü reddetmekle kabul etmek arası bir korku içindesindir.
Ne kadar süre geçmiştir bilemezsin. Beyninden yayılan enerji akışı azalmıştır. Duvarı net görürsün. Ağzının sonuna kadar açık olduğunu fark edersin derin bir nefes alırken.
Direnmişsindir bu kez. Yavaş yavaş vücudun gevşer. Ne olduğunu anlamaya çalışırsın. Az önceki halini düşünürsün. Kaskatı, ağzın ve gözün sonuna kadar açık soğuyup kaldığını… Seni bulanların yaşayacağı şokun yakıcılığını hissedersin. Belki bir ömür gözlerinden gitmeyecek hazin bir tablodur bu.
Bu kez yırtmış olsan da kefeni bu ölümün halidir.
Ölümün bir hali…
« Son Düzenleme: Nisan 21, 2010, 12:07:07 ÖS Gönderen: Mehmet Ak » Moderatöre Bildir   Kayıtlı

ah bu lambalar, küçücük c?l?z lambalar…
Mehmet Ak
ÖKS Kurucu-Yönetici
ÖKS Girişimcisi
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 145



Site
« Yanıtla #51 : Mayıs 13, 2010, 12:39:45 ÖS »

                                                      EMBOLİ

Bugün işlerim çok yoğun. Ne iş yapmak için bu kadar alet taşıdığımı hatırlamıyorum ama ellerimde on kadar alet var.
Koridorda biri “Doktor bey seni arıyordu” dedi. Yakındım, hemen oraya yöneldim. Ellerimde onca aletle kapıyı nasıl açtım bilmiyorum. Gördüğüm manzara karşısında donup kaldım. Doktorumuz, ayağa kalkmış elinde bıçak olan bir personelin isyanını sakinleştirmeye çalışıyordu. Bıçaklı arkadaşımız içimizdeki en sakin insandı. İsyanı doktora değildi. Kaderine ağlıyordu o.
Doktor bey çaresiz ve şaşkındı. Göz göze geldik. Ne yapacağımı bilemediğimden kendimi dışarı attım. Birkaç adım atıp durdum. Toparlanıp nefesimi düzenlemeye çalıştım, sakin olmamız, umut vermeye çalışmamız gerekiyordu. Tekrar odaya girip aletleri kapının yanına bıraktım.
Arkadaşımız “Ben sana inanmıştım tanrım! Sen verdin sen alacaksın biliyorum ama çocuklarım çok küçük! Neden şimdi ha? Neden! Onların ne suçu var?” Ağlıyordu. Fakat nefreti ve tuttuğu bıçağıyla ona yaklaşmamızı engelliyordu. Doktor bey o babacan tavrıyla yaklaşıp elini omzuna koyabilse sakinleşir biliyorum. Ya da, “Gardaş çok abarttın ya, ne var bu kadar büyütecek” diyebilsem… Söze girme çabalarımız nafile kalıyor. “Bir gün orucumu kaçırmadım, bir cumaya eksik gitmedim, sana bir gün küfür etmedim”
Doktor bey yanındaki rafta bir şey arar gibi elini oraya uzattı. “Şurada bir paket sigara olacaktı.” Dedi. Oysa ikisi de sigara kullanmıyorlardı.
Kolundaki damar tıkanıklığından rahatsızdı. Operasyon basit gibi gözükse de, sonradan beynine pıhtı atma riski yüksekti. Cerrahlardan bazıları kol kesilse de riskin ortadan kalkmayacağını söylüyorlardı.
“Mademki istiyorsun sen almadan ben vereceğim canımı!
Ani bir hareketle bıçağı avucunun içinden dirseğine kadar kesti. Çıldırmış gibiydi. Derin kesmişti. Kapıyı açıp “çabuk ambulans çağırın!” diye bağırdım. Doktor eliyle kesilen eti birleştirmeye çalışıyordu. “Oh be rahatladım, nasıl olsa bu kol beni öldürecek, bari ben ondan öcümü alayım.”
Doktor “Bak ameliyatını başlattın işte, ne var bu kadar korkacak anlamadım.” Ben “Bak ameliyattan çıkınca bu kez de seninle rakı içeceğiz oğlum tamam mı?” Olayın korkulacak bir şey olmadığına inandırıp, moralini yüksek tutmaya çabalıyorduk hâlâ. Kendimiz de inanmadığımız için belki saçmalıyorduk. Belki kendi gerginliğimizi hafifletmeye çalışıyorduk. Bilmiyorum.
Boğulduğumu hissediyordum. İnsanlar kapıya yığılmıştı. “Gelmedi mi ambulans!” diye bağırarak aralarından sıyrıldım. Ceplerimi karıştırdım, yine sigarayı üzerime almamıştım. Odamdan sigaramı almalıydım. Hızlı adımlarla yürüdüm.
Koridor bir türlü bitmek bilmiyor, gittikçe kızıl bir tünele dönüşüyordu. Ayaklarımın altından kan akıyor, başımın üstünden kan damlıyordu. Her yer hızla kana dönüşüyordu. Aldığım nefes kan olup gözlerimden akıyordu.
Onu ambulansla hastaneye gönderip beni de sandalyelerin üzerine uzatmışlar. Bayılmışım. Kolonya kokusuyla uyandım.
Olaydan sonra arkadaşlarımız birbirine sokularak, sessizce ağlıyorlardı. Kimsenin ağzından bir tek söz çıkmıyordu.
Üçüncü gün olan olmuş, bitkisel hayata girmişti. Beşinci gün cenaze arabasıyla getirilmişti işyerine. Kısa bir tören sonrası kırmızı Çukurova toprağının göğsüne yatırıp, kürek kürek kırmızı toprak serptik üzerine.
Toprağa arkamızı dönerken soğuk bir rüzgâr havanın kızıl rengini dağıtmaya başlamıştı.


Söke Öykü Roman Dergisi 3 sayısında yayınlanmıştır.
  
« Son Düzenleme: Mayıs 13, 2010, 12:45:26 ÖS Gönderen: Mehmet Ak » Moderatöre Bildir   Kayıtlı

ah bu lambalar, küçücük c?l?z lambalar…
Mehmet Ak
ÖKS Kurucu-Yönetici
ÖKS Girişimcisi
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 145



Site
« Yanıtla #52 : Ekim 26, 2010, 10:23:17 ÖÖ »

                        

 BİR KUCAK VER BANA

Yıllarca hep sen söyledin bana. Bazen durup dururken kanın kaynadı,  bazen okula gideceğim zaman seslenirdin “bir kucak ver bana” Sıkıca sarılmak hoşuna giderdi. Bunun bir sevgi ifadesi olduğunu şimdi hiç olmadığı kadar iyi anladım. Az sonra bir taşın üzerinde beyaz bir kefene sarılı olarak gösterecekler seni bana. Bir kucak ver diye fısıldayacağım kulağına. Yüreğimi yüreğine yapıştıracağım sıkıca… Senin hep yaptığın gibi usulca olmayacak belki… Fısıldar gibi konuşamam biliyorum. Ama söyleyeceğim sana… Bir kucak ver babacığım… Bir kucak ver.

« Son Düzenleme: Ekim 26, 2010, 10:25:35 ÖÖ Gönderen: Mehmet Ak » Moderatöre Bildir   Kayıtlı

ah bu lambalar, küçücük c?l?z lambalar…
Sayfa: 1 2 3 [4]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!