Google Reklamları
BİR ROMAN DENEMESİ
Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi Forumu
Şubat 10, 2012, 08:12:14 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  ANASAYFA ANAFORUM Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1 [2]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: BİR ROMAN DENEMESİ  (Okunma Sayısı 3123 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Mehmet Ak
ÖKS Kurucu-Yönetici
ÖKS Girişimcisi
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 145



Site
« Yanıtla #15 : Haziran 25, 2008, 08:50:04 ÖÖ »

Arda, ilkokulu zar zor bitirmiş, babası otogarda çalışan bir yakınının yanına vermişti. Arda otogarda büyümüş ve orada iyi bir dolandırıcı olarak yetişmişti. Yakışıklı olması ve ağzının iyi laf yapması nedeniyle, kadınları kandırmakta ustalaşmıştı. Henüz yirmi bir yaşında, bir seksen beş boylarındaydı.
Ağına düşen birçok kadına hem sahip oluyor, hem de dolandırıyordu. İlişkiye girdikleri için hiçbir kadın ele veremiyordu. Ardayı ele vermek, yaşadıkları ilişkinin ortaya çıkması demekti. Bunu hiçbir kadın göze alamıyordu. Toplum gözünde ahlaksız kadın durumuna düşmek bir yana, yuvası dağılacak, çocuklarından kopacak, kendi mahvına sebep olacaktı. Oysa altınlarını veya parasını kaybetme yalanı itibarını zedelemeyecek, sosyal hayatını zora sokmayacak, küçük kırgınlıklarla geçiştirilecek bir şeydi kadınlara göre.
Arda, elindeki kadınların sayısını kendi de bilmiyordu. Oluk gibi para akıyordu Ardaya. Sık sık araba değiştiriyor, en pahalı markalardan giyiniyordu. Güney bölgesini adım adım geziyor, ağına düşürdüğü kadınların listesini uzattıkça uzatıyordu. Evlenmemiş memur kızlardan, ev kadınları, işadamı ve akademisyen eşlerine kadar geniş bir yelpazesi vardı. Çağdaş bir Kazanova’ydı Arda. Bir gün, şalvarlı bir kadınla birlikte olup bileziklerini alırken, ertesi gün beş yıldızlı bir otelde bir iş adamının karısıyla birlikte oluyordu. Kadınlar büyülenmiş gibi bağlanıyorlar, aramasını dört gözle bekliyorlardı. Ardaya ulaşamazlardı, o gelir kendilerini bulurdu.
Arda, Antalya’da bir turistik otelde akademisyen bir kadınla kalırken tanıştığı ve Mersinli olduğunu öğrendiği bir kişiden porno filmlerde oynamak için teklif almıştı. Adam, iyi para teklif etmesine rağmen, kadın olsun erkek olsun güzel gençlerin bu filmde oynamak istemediklerini söylüyordu. Hatta telekızların, garson olmaya çalışan yakışıklı gençlerin bile reddettiğini anlatıyordu. Güzel bir kız bulabilirlerse büyük para kazanabileceklerini söylüyordu. Arda da reddetti ama güzel bir kız ayarlama fikri aklının bir köşesinde kaldı.
« Son Düzenleme: Haziran 26, 2008, 11:32:48 ÖÖ Gönderen: Mehmet Ak » Moderatöre Bildir   Kayıtlı

ah bu lambalar, küçücük c?l?z lambalar…
Mehmet Ak
ÖKS Kurucu-Yönetici
ÖKS Girişimcisi
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 145



Site
« Yanıtla #16 : Haziran 25, 2008, 09:04:24 ÖÖ »

 Âdem, kaybolan Filizini bir hafta boyunca gözünü bile kırpmadan aradı. Polise ve Jandarmaya her gün gidip sordu. Otogar simsarlarıyla tek tek görüştü. Eğer kızını görüp, kendine, polise veya jandarmaya telefon edene para vaadinde bulundu. Hastanelere giderek bütün hatan hastaları tek tek kontrol etti. Her gece adli tıp binasının önünde sabahladı.
Matbaacı bir komşuları Filizin bir fotoğrafını isteyerek afiş hazırladı. Bir kısmını kendi imkânlarıyla otobüs duraklarına astırdı. Komşu, akraba, Filizin okul arkadaşları ve aileleri, tanıdık tanımadık herkes seferber olmuştu.
Bir hafta sonra, sabaha karşı, adli tıptaki polis telsizlerinden; Menderes Bulvarında bir bankın üzerinde, yarı baygın halde bir kadın bulunduğu anonsunu duyunca ayağa fırladı. Polisler kısa bir telsiz ve telefon görüşmeleriyle, kadının Numune Hastanesine kaldırıldığını öğrendiler. Adem şaşkına dönmüştü. “Bulundu işte! Bulundu işte! Tanrıııım! Tanrıııım! Bulundu!”
Bir içeri, bir dışarı, bir sağa, bir sola koşuyordu bağırarak. Yaşlı ve deneyimli polis memuru, Ademi kolundan tutarak içeri getirdi. Bir eliyle Ademin kolunu bırakmadan Numune Hastanesindeki polis noktasını arayarak getirilen kadın hakkında bilgi aldı. Bu gibi olaylar genellikle fahişelerin başına gelirdi. Uyuşturucu ve alkol karışımı geçen gecede yaşanan bir anlaşmazlık ya da kavganın sonucu böyle biterdi. Zavallı adamın haline acımıştı. Onun biraz daha yıkılmasını istemiyordu.
Gelen bilgilerde, saç rengi, tahmini yaşı Filize uyuyordu. Kadın alkollü değildi ve hastanede asılı duran Filizin afişine tıpatıp benziyordu. Yoğun bakıma alınmıştı.
Yakındaki bir durağa telefon ederek taksi çağırdı. Gelen taksiciye fazla para almamasını fısıldayarak Ademi Numune Hastanesindeki polislere bizzat teslim etmesini tembihledi…
Adem kızını bulmuştu. Beyaz teni iyice açılmış, gözaltları morarmıştı. Pembe dudakları rengini kaybetmişti. Görebildiği buydu. Canı içindeydi, yaşıyor, nefes alıyordu. Polislere kızının kesin bu olduğunu söyledikten sonra, hâlâ yanında dolaşan taksi şoförünün kolunda tutarak bağırdı: “Hadi çabuk! Çabuk eve!”
Bir kanepenin üstünde uyur uyanık oturan karısı ve birkaç kadına müjdeyi verdi. Kadın sevinç ve acı karışımı bir ağıtla fırladı ayağa…
Doktorlar görmesine izin vermek istemeseler de, acılı annenin feryatlarına daha fazla direnemediler. “çok kısa olması kaydıyla” yoğun bakıma aldılar.
Kadın kızının nefesini dinledi, saçlarını okşadı, yüzünden, elinden öptü ve kendinden geçti. Bir haftadır yaşadığı korku, endişe, açlık ve uykusuzluk galip gelmişti. Onu da acile getirip serum bağladılar.

« Son Düzenleme: Haziran 26, 2008, 11:34:31 ÖÖ Gönderen: Mehmet Ak » Moderatöre Bildir   Kayıtlı

ah bu lambalar, küçücük c?l?z lambalar…
Mehmet Ak
ÖKS Kurucu-Yönetici
ÖKS Girişimcisi
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 145



Site
« Yanıtla #17 : Haziran 26, 2008, 11:48:45 ÖÖ »

bu çalışmada, bir yandan düzeltmeler, yazılanların yeri değiştirilmesi kaçınılmaz gibi gözüküyor... site yönetimi olarak yazıların silinmemesi kararımızı ihlal olarak algılanmamasını...
« Son Düzenleme: Temmuz 08, 2008, 09:04:57 ÖÖ Gönderen: Mehmet Ak » Moderatöre Bildir   Kayıtlı

ah bu lambalar, küçücük c?l?z lambalar…
Mehmet Ak
ÖKS Kurucu-Yönetici
ÖKS Girişimcisi
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 145



Site
« Yanıtla #18 : Temmuz 08, 2008, 08:59:47 ÖÖ »

“Oğlum nedir bu halin lan!”
“Ne var yani?”
“Ne yok ki, kavga dövüş, sokak, sigara, esrar her türlü pislik sende.”
“Ben delikanlıyım baba!”
“Mustafa, oğlum, delikanlı olmak için bu kadar pislik mi olmak lazım?”
“Yumuşak mı olayım ha? Entel mi olayım yani?”
“Oğlum, bak senin yaşındaki gençler üniversiteye başlıyorlar. Adam olmak için yumuşak veya entel mi olmak lazım, nedir entel?”
“Entel olup top sakal bıraksam, saçımı da uzatsam hoşuna gider mi?”
“Entellik bu mu?”
“Dövme yaptırayım, çanta takayım koluma. Bu mu istediğin?”
“Adam olmak için önce okumalıydın. Meslek sahibi olmalıydın. Kendine güzel bir yol çizmeliydin.”
“Benim yolum var baba. Aslan gibi delikanlıyım, yanlışı yemem. Dinime milletime bağlıyım.”
“Esrar var, her pislik var, vücudunda jilet yarasından geçilmiyor. Bu mu dinine milletine bağlı olmak serseri!”
“ Hem benim tanıdığım insanları sen tanıyor musun?”
“Kimmiş bu tanıdığın şerefsizler söyle bakalım.”
“Memlekette sözü geçen bütün babaları tanıyorum. Senin elini öpmem, gider onların elini öperim. Delikanlı adam onlar delikanlı! Tamam mı?”
“Kim lan bunlar!”
“Her yerde sözü geçen itibarlı insanlar. Karakola düşsem anında alırlar. İçeri düşsem aslanlar gibi bakarlar. İstesem bu dakika bana maaşlı bir iş verirler.”
“Nerede lan bu iş? Şerefsiz!”
“Bütün devlet ihaleleri, güvenlik, temizlik gibi birçok şey hep tanıdığım abiler tarafından alınıyor ha!
“Sen niye girmiyorsun?”
“Ya anlamıyorsun be! Ben temizlik yapıp paspas mı çekecem ha, kapıda akşama kadar kazık gibi durup güvenlik mi yapacam. Ben o kadar kofti miyim baba? Ben büyük oynicam büyük… Benim gibi delikanlının bileğini kimse bükemeyecek. Yanlışın .mına goyacam ben ha haberin olsun!”
“Allah belanı versin manyak!”
“Vur lan, ah, lan senin gibi babanın .mına goyum şerefsiz. Vur!
“Hasan, ellerin gırılsın Hasan! Ne vuruyon aslan ooluma!
“Ulan kahpe karı psikopatın en büyüğü sensin, asıl seni öldürmem lazım. Al orospu!
“Mustafa sen gaç get oğlum!”
“Allah belanı versin Hasan, neyi var da dövüyon çocuu?”
“Kaltak kendine benzettin oğlanı, lan seni öldürüyüm de…”
“Ağğhh! Vurma manyak! Ağğğhhh! Yetişin gomşulaaar!”
“Bağır orospu bağır, seni şuracıkta çıtır çıtır kessem millet sevinir. Komşun mu var senin? Gebersen kimse yüzüne bakar mı ha bakar mı?”
“Ağğhh! Öhhö öhhö öhhö! Ağğhhh! Öhhö öhhö…”
“Geber Allahın belası!”
“Yetişin ölüyooom! Öhhö öhhö!

« Son Düzenleme: Temmuz 16, 2008, 10:36:32 ÖÖ Gönderen: Mehmet Ak » Moderatöre Bildir   Kayıtlı

ah bu lambalar, küçücük c?l?z lambalar…
yeraltici
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 25


« Yanıtla #19 : Temmuz 08, 2008, 20:54:25 ÖS »

Gerçekten çok güzel, çok matrak bir diliniz var. Son sayfa beni çok etkiledi. Bir ara tekrar detaylıca okuyacağım. Dramı bu denli komediye dönüştürebilen bir yazara bugüne kadar rastlamadım. Beni yanlış anlamayın, ele şu yazdıklarınız:

 (Her yerde sözü geçen itibarlı insanlar. Karakola düşsem anında alırlar. İçeri düşsem aslanlar gibi bakarlar. İstesem bu dakika bana maaşlı bir iş verirler.”
“Nerede lan bu iş? Şerefsiz!”
“Bütün devlet ihaleleri, güvenlik, temizlik gibi birçok şey hep tanıdığım abiler tarafından alınıyor ha!
“Sen niye girmiyorsun?”
“Ya anlamıyorsun be! Ben temizlik yapıp paspas mı çekecem ha, kapıda akşama kadar kazık gibi durup güvenlik mi yapacam. Ben o kadar kofti miyim baba? Ben büyük oynicam büyük… Benim gibi delikanlının bileğini kimse bükemeyecek. Yanlışın .mına goyacam ben ha haberin olsun!”
“Allah belanı versin manyak!”
“Vur lan, ah, lan senin gibi babanın .mına gorum şerefsiz. Vur!
“Hasan, ellerin gırılsın Hasan! Ne vuruyon aslan ooluma!
“Ulan kahpe karı psikopatın en büyüğü sensin, asıl seni öldürmem lazım. Al orospu!
“Mustafa sen gaç get oğlum!”
“Allah belanı versin Hasan, neyi var da dövüyon çocuu?”
“Kaltak kendine benzettin oğlanı, lan seni öldürüyüm de…”
“Ağğhh! Vurma manyak! Ağğğhhh! Yetişin gomşulaaar!”
“Bağır orospu bağır, seni şuracıkta çıtır çıtır kessem millet sevinir. Komşun mu var senin? Gebersen kimse yüzüne bakar mı ha bakar mı?”
“Ağğhh! Öhhö öhhö öhhö! Ağğhhh! Öhhö öhhö…”
“Geber Allahın belası!”
“Yetişin ölüyooom! Öhhö öhhö!) tek kelimeyle harika. Ben de size böyle zorlu bir çalışmada kolaylıklar dilerim. Sevgi ve saygılarımla...
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
yeraltici
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 25


« Yanıtla #20 : Temmuz 10, 2008, 03:13:38 ÖÖ »

Sizi kıracak bir şeyler yazdıysam özür dilerim. Ama ben gerçekten üslubunuzu beğendim. Aslında çok yalın ve halk diliyle yazıyorsunuz. Kullandığınız dil, yaşamın kendisi ve çok güncel bir sosyal yaraya ayak basmışsınız. Konu, yaşamın içerisinden alınmış bir gerçeklik var. Çalışmalarınızda kolaylıklar ve başarılar dilerim, sevgi ve saygılarımla...
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Mehmet Ak
ÖKS Kurucu-Yönetici
ÖKS Girişimcisi
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 145



Site
« Yanıtla #21 : Temmuz 10, 2008, 09:53:40 ÖÖ »

sevgili üstat,
ilginiz ve yazdıklarınız beni çok sevindirdi...
doğal ve samimi davranışlarıız için çok teşekkür ediyorum.
sevgilerimle...
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

ah bu lambalar, küçücük c?l?z lambalar…
Mehmet Ak
ÖKS Kurucu-Yönetici
ÖKS Girişimcisi
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 145



Site
« Yanıtla #22 : Temmuz 14, 2008, 13:02:26 ÖS »

İlkokulu bitirmişti Hasan. Sekiz çocuklu bir at arabacısın oğluydu. Kışın okul çıkışında ayakkabı boyacılığı yapar, ilkbaharda Eskimo satışına başlar, yaz bitene kadar devam ederdi. Beşinci sınıfı bitirince bir daha okula yazdırmadılar Hasanı…
O zamanlar on kadar işçinin çalıştığı bir sıcak demir atölyesi olan, şimdilerde fabrikaya dönüşen işletmeye çırak olarak verdiler. Traktör römorklarının yapıldığı bölümdeki ustaların yanına verilmişti. Korkmuştu. Atölyedeki en küçük parça bile neredeyse Hasanın gövdesi kadardı. İsmet usta izinden dönene kadar, atölyenin en zalim adamı olan Halil ustanın yanına vermişlerdi. Tekme tokat ve küfürle geçen on günden sonra izinden dönen İsmet Usta Hasanı hemen yanına almış, kurtarmıştı. Birkaç ay sadece takımlarla ilgili işler vermiş, daha sonra ufak tefek kaynak işlerini yaptırmaya başlamıştı Hasana.
Askere gitmeden kaçırmıştı Döneyi. İnzibatlar yakaladığı zaman iki erkek çocuğuyla beraber babasının evine bırakmıştı. Askerlikten sonra ise kız olur umuduyla bekledikleri bebekleri üçüncü delikanlının gelişiyle sonlanmıştı.
“Yeter!” dedi Döneye bir gün. “Yeter Döne, ya yatakları ayıralım, ya sen çaresine bak bu işin!”
“Olur Hasan, bir de gızımız olsun da bakarık çaresine he mi” dedi. Yörük şivesiyle.
“Yok artık gız mız, Allahınan pazarlığın mı var? Verseydi şimdiye verirdi. Bak zar zor bir gecekondu çevirdik, hâlâ sıvası yok, yağmur dışarı yağıyor bizim evi sel götürüyor. Çocuklar ilaç içmekten telef oldular. Yeter artık.”
Döne gönülsüz de olsa gitti sağlık ocağına ve suratını astı uzun bir süre.
Hasanın büyük oğlu Mustafa, tahsilini ortaokulun ikinci sınıfında sonlandırmıştı devamsızlıktan. Okumakta gözü yoktu ve Hasan söz geçiremiyordu çocuğuna. Mahalledeki ipsizlere takılmış, okuldan ayrılmış nerde akşam orada sabah geziyordu. Babası konuşmuş, yalvarmış, arkadaşlarının yanında işe yerleştirmiş ama nafile… En son odaya kapatıp öldüresiye dövmüş. Mustafa bir hafta yataktan kalkamamış, ama iyileşir iyileşmez ilk fırsatta evden kaçmış.
Mustafa on sekiz yaşına geldiği zaman zapt edilemez olmuştu. Bazen günlerce eve gelmez, bazen babasının gece vardiyasında çalıştığı günler gece eve uğrar, annesinde para alır, kıyafetlerini değiştirir giderdi. Döne, çocuğunun alkol, sigara, uyuşturucu bağımlısı olduğunu bilir, bundan gurur duyardı.

« Son Düzenleme: Temmuz 14, 2008, 15:33:38 ÖS Gönderen: Mehmet Ak » Moderatöre Bildir   Kayıtlı

ah bu lambalar, küçücük c?l?z lambalar…
Kemal Olcay
ÖKS Girişimcisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 46


« Yanıtla #23 : Temmuz 14, 2008, 15:02:23 ÖS »

Mehmet Dost
Yazdıkların deneme nitelemesinden daha fazlasını hak ediyor bilesin.Selamlar
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Mehmet Ak
ÖKS Kurucu-Yönetici
ÖKS Girişimcisi
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 145



Site
« Yanıtla #24 : Temmuz 15, 2008, 08:08:30 ÖÖ »


umarım öyle olur sevgili kemal...
teşekkür ederim.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

ah bu lambalar, küçücük c?l?z lambalar…
Mehmet Ak
ÖKS Kurucu-Yönetici
ÖKS Girişimcisi
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 145



Site
« Yanıtla #25 : Temmuz 21, 2008, 10:03:51 ÖÖ »

Hasan, çok küçük yaşta girdiği fabrikadan genç sayılabilecek bir yaşta emekli olmuştu bugün. Yirmi beş yıldır çalışmasına rağmen, otuz sekiz yaşına yeni girmişti. Hükümetin emekli yaşıyla ilgili düzenlemeler yapacağını haberlerde sıkça dinliyordu. Yasa yürürlüğe girmeden dilekçesini vermişti. Bugün son imzaları atıp ilişiğini kesmiş, arkadaşlarıyla tek tek vedalaşmaya başlamıştı.
Artık kendi işinin patronu olmak istiyordu. Sormuş, soruşturmuş, Almanya’daki ve İstanbul’daki akraba ve arkadaşlarına danışmıştı. Piyasada birkaç firmanın olduğu ve iş potansiyelinin olduğuna inandığı “Evden eve kargo” işine girecekti. Fabrikada uzun yıllar beraber çalıştığı doğu kökenli Vahap Usta, kendinin kefil olabileceği kadar güvendiği yakınları olduğunu, ne zaman isterse akrabalarını gönderebileceğini söylemişti. Vahap mert bir insandı ve onun kefil olabileceği insanlara güvenebilirdi. Rahatlamıştı.
Şehrin geliştiği bir yerden, ana yola yakın bir sokakta bulduğu dükkânı kiralamıştı bile. Yine Vahap’ın yardımıyla kullanılmış masa sandalye gibi büro malzemelerini çok ucuza almıştı. Böylesinin daha iyi olacağını düşünüyordu. Yeni malzemeler hem pahalı olacaktı hem işyerinin yeni ve deneyimsiz olduğunu belli edecekti. İnsanlar yeni açılan işyerlerine pek güvenmezlerdi. Bunun farkındaydı.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

ah bu lambalar, küçücük c?l?z lambalar…
Mehmet Ak
ÖKS Kurucu-Yönetici
ÖKS Girişimcisi
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 145



Site
« Yanıtla #26 : Temmuz 30, 2008, 13:46:27 ÖS »

Ormanlık alanda hava kararmaya başlamıştı. Jandarma korkusundan ışık da yakamazlardı. Sigarayı bile ateşi görülmeyecek biçimde, iki elinin avucunda gizleyerek içiyorlardı.
“Nerede kaldı lan bu şerefsiz!” dedi yaşlı olan.
“Gelmek üzeredir abi” dedi diğeri.
“Mustafa sen yol kenarına sotaya yat, belki de şaşırmıştır.”
“Tamam abi” dedi Mustafa. İçlerinde en genciydi. Henüz askerlik çağı bile gelmemişti. Yola doğru birkaç adım atmıştı ki, cep telefonunun titreşimini hissetti. Durup telefona baktı. Arda çağrı bırakmıştı, bu hazır olun anlamındaydı.
“Abi Arda çağrı bıraktı.”
“Ha! Tamam lan, hadi kızı giydirelim.”
Aceleyle elbisesini ve ayakkabılarını giydirip yola kadar karga tulumba taşıdılar. Kuytu bir köşeye sinerek Arda’yı beklemeye başladılar. Bir araba göründü. Yaklaştıkça otomobil olmadığı anlaşılıyordu. Jandarmanın devriye araçları da minibüs olduğu için parolayı almadan yerlerinden kıpırdamadılar. Araç yüz metre kadar yaklaşınca sis farlarını yakıp söndürdü. Araç tam önlerinde durdu. Bir çırpıda binerek uzaklaştılar.
“Arda, bira getirmedin mi lan!”
“Yok abi, aklıma gelmedi.”
“Lan oğlum sende acayip adamsın ha! Sigara içmezsin, esrar içmezsin, içki nanay!”
“Abi bizim de tarzımız bu işte”
“Oğlum, karılar sana boşuna hasta olmuyor.”
“Ev hazır mı?”
“He! Mustafa’ya ev tuttuk olum, talebe evi, oraya götürecez.”
“Baraj Yolunda mı?”
“He!”
“Kız baygın be Arda’m, şehir içinde bir tur at da dürüm, bira filan alalım. Ot da bitti.”
“Tamam, bu saatte kızı eve sokamayız zaten. Geç vakit olursa daha iyi olur, dikkat çekmez.”
“Tamam, gezdir işte bizi.”
“Kız uyanıp bizi yakalatmaz değil mi? Bağırıp filan, cebini kapattınız mı?”
“Cebini çarşıdayken attık gitti. Kız ayılsa bile bizden birini görüne tekrar bayılıyor.”
“Oğlum ben bi cıgaralık daha içerim, ondan sonra fıy!”
“Babalar, benden de al o kadar. Mustafa bu gece sen idare edersin karıyı. Dikkat et ha kaçarsa anamızı bellerler.”
“Tamamdır baba, gerisini bana bırakın.”
“Arda işin yoksa sende takıl Mustafa’ya, karı çıtır valla.”
“Bakarız be abi, bir karıdan telefon bekliyorum. Gelmezse Mustafa’yla takılırız, gelirse işimiz iş. Karıda cukka sağlam.”
“Tamam yiğenim sen şunu da koy cebine”
“Sağol abi, konuştuğumuz gibi değil mi?”
“Bizde yanlış olmaz Arda, tamam mı?”
“Tamam abi”

Moderatöre Bildir   Kayıtlı

ah bu lambalar, küçücük c?l?z lambalar…
Mehmet Ak
ÖKS Kurucu-Yönetici
ÖKS Girişimcisi
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 145



Site
« Yanıtla #27 : Temmuz 31, 2008, 10:05:56 ÖÖ »

Mustafa ve Arda aralarına kızı da alarak asansöre bindiler. Dairenin bulunduğu katı kolaçan ederek ve biraz da sarhoş tavırlarla direye girdiler. Mustafa kızı hemen yatırıp soydu ve anında kızın üzerine abandı.
Arda sırıtarak izledi bir süre. Sonra odadan çıkarak kapıyı kapattı ve cep telefonunu tuşlamaya başladı.
“Gitti mi?”
“Sabahtan gitti. Sen neredesin Arda?”
“On beş dakika sonra sendeyim sevgilim.”
Güldü. Adam iş seyahatindeydi. Büyük bir olasılıkla her gece genç kadınlarla birlikte olacaktı. O hem para kazanıp hem eğlenirken, Arda da her gece onun karısıyla hem eğlenecek hem de parasını alacaktı.
Çıkmadan dişlerini, tırnaklarını ve kıyafetini tekrar gözden geçirdi. Parfüm kokusunu kontrol etmek için gömleğinin yakasını kokladı.


Moderatöre Bildir   Kayıtlı

ah bu lambalar, küçücük c?l?z lambalar…
Nisa NUR
ÖKS Girişimcisi
****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 257


« Yanıtla #28 : Mayıs 08, 2009, 11:42:00 ÖÖ »

Yazarlarımız yorulmuşlar mı ne? Türksan'dan sonra Mehmet de taa Temmuz'dan bu yana hala molada... Yooo, bu kadar bekletmeye hakkınız yok bizi, bu güzellikleri okumak yolunda...
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Mehmet Ak
ÖKS Kurucu-Yönetici
ÖKS Girişimcisi
******
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 145



Site
« Yanıtla #29 : Mayıs 18, 2009, 13:08:03 ÖS »

 Sevgili Nisa

Üzerimdeki ölü toprağını atabilirsem...
Temmuzda yeniden başlayabilmeyi diliyorum.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

ah bu lambalar, küçücük c?l?z lambalar…
Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!