yeraltici
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 25
|
 |
« Yanıtla #15 : Temmuz 16, 2008, 02:31:44 ÖÖ » |
|
-7- “Binlerce yıldır tarihte nasıl paradoks yarattıysalar, bugün de, geleneksel oyunları sürüyor, Şeytanın bu etten kemikten ortaklarının!” Diye aklından geçirdi Sait. Geçmişten ve şimdiki düşüncelerinden silkinmek için, başını iki yana salladı. Gözlerini yumdu: “Bu gece Zülfiye ile sevişmek varken, burada işim ne benim? diye mırıldandı. Üşüdüğünü hissetti. Belki de, içine düştüğü açmazdan tüyleri diken diken, olmuştu ve: “Ne kadar aptalca davranıyorum!” diye geçirdi aklından, yanına, kalınca bir palto almadığından olsa gerek. Yeleğinin cebinden aldığı telefonunun saatine baktı. Daha vakti vardı. Vakit geçirmek için bir şeyler yapmalıydı ve yürüdü.
Vakit sabahın üçüne geliyordu. Poyraz iliklerinde, kıyıya köpüklerle kapaklanan dalgalar, yıldızlar başının üzerinde, körfezi bezeyen diğer yakanın ışıkları ve Sait’in gözleri bir baykuşunkiler kadar açılmış, karanlığı tarıyordu. Üç beş yüz metre kadar açıktan, üç kısa ışık çaktı bulunduğu sahile. “Geldiler!” Diye mırıldandı ve elindeki fenerle bir uzun, iki kısa ışık çakarak, karşılık verdi. İki kısa, bir uzun ışıkla cevap geldi hemen ardından. On dakika kadar sonra duyduğu devirli motor sesinden kıyıya doğru, bir deniz aracının gelmekte olduğunu anladı. Elindeki fenerle yol göstermek için, iki kısa ışık daha yaptı. Kıyıya doğru dalgaların arasında inip çıkarak gelmekte olan karaltıyı ve üzerindeki, iki insan hayalini, seçebiliyordu. Botu karşılamak için girdiği kıyı anca, dizlerine geliyordu, ama kapaklanan dalgalar beline kadar ıslatmıştı.
Devam edecek…Türksan Gündoğdu…
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ekim 20, 2008, 19:48:04 ÖS Gönderen: yeraltici »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
yeraltici
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 25
|
 |
« Yanıtla #16 : Temmuz 17, 2008, 02:30:07 ÖÖ » |
|
-8-
Not: Bu sayfayı tekrardan gözden geçirip son sayfaya ekledim.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Temmuz 18, 2008, 02:02:13 ÖÖ Gönderen: yeraltici »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
yeraltici
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 25
|
 |
« Yanıtla #17 : Temmuz 17, 2008, 20:07:45 ÖS » |
|
Birinci kısmın son sayfsını (  tekrar okudum ve beğenmedim. Bir ara silip, tekrar ekleyeceğim. Saygılar sevgiler.
|
|
|
|
|
yeraltici
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 25
|
 |
« Yanıtla #18 : Temmuz 18, 2008, 01:40:14 ÖÖ » |
|
Son sayfayı değiştirerek tekrar yayınlıyorum.
-8-
Botun pruvasını yakaladığında üzerindeki iki insan gölgesi, kasıklarına kadar gelen, köpüklü kıyıya atladı. Karanlıkta görebildiği kadarıyla ikisi de en az, kendisi kadar güçlü, iki usta denizciydi. Diğerine göre daha irice olan: “İyi geceler! Kargonu getirdik!” diye İngilizce konuştu ve botun üzerindeki, iki sandıktan birini alıp omzuna attı. “Hoş geldiniz!” Diye Sait mırıldandığında diğeri de, öbür sandığı kavramıştı. Omuzlarındakileri kumsala bırakmalarıyla, Sait’in pruvasından tutmakta olduğu bota dönmeleri, bir oldu. Botu telaşla körfeze döndürdüler ve üzerine abanarak, çıktılar. Rölantideki motorun dümen kolunu tutmakta adam, botun içerisinden aldığı paketi, Sait’e uzattı: “Bu da, sana özel bir paket arkadaş!” diye konuştu. Sait, çanta ebatlarındaki köşeli paketi kavradığında, adam, elindeki gaz koluna yüklendi. Dalgaların üzerinde iki gölgenin inip çıkarak karanlıkta kaybolmalarına kadar, Sait, elindeki paketle dikile kaldı. Motorun sesinden hızla uzaklaştıklarını duyabiliyordu: “Veda bile etmediler!” diye mırıldandı. Denizden çıktı, kumsalda yatan sandıkların yanına geldi. Eğildi. Elindeki paketi bıraktı. Neredeyse iki metre boyundaki sandıkların üzerinde, ellerini gezdirdi ve: “Su sızdırmaz!” diye mırıldandı. Sandıkları çukura taşıyıp gömdü. Doğal bir görünüm vermek için, üzerini tesviye etti. Yetmedi, ayaklarıyla biraz daha karıştırdı. Kazılan yerin etrafa göre sırıtıp sırıtmayacağını anlamak için, sabahı beklemekten başka çaresi olmadığını biliyordu. Cep telefonunun saatine baktığında vakit, dörde on vardı. Sapları kesilmiş kazma küreğin dışında, bütün malzemelerini ve kendisine gelen paketi de, çuvala koydu. Ağzını bağladı. Islanan pantolonu kum içindeydi. Bacaklarına yapışmıştı. Çıkardı. Üst üste silkti ve kumların döküldüğüne kani olduktan sonra iki eliyle, burmaya başladı. Güçlü elleriyle burarak kalın bir halat haline getirdiği pantolonundan sular, fışırdayarak boşaldı. Pantolonu hala yaştı, ama en azından kurşun gibi bacaklarına yapışmıyordu. Bir sigara yaktı, derin birkaç nefes çekti. Rahatlamıştı: “Her şey ne kadar basit! Galiba bu işi gözümde fazla büyütüyorum!” diye geçirdi aklından. Kazma ve küreği makilerin arasına gizlediğinde, tan yeri ağarıyordu. El büyüklüğündeki defterini yeleğinin cebinden çıkardı ve kalemiyle, haritaya benzer şekiller çizip, notlar aldı. Sırtında çuval, tepenin zirvesine vardığında, şafak sökmek üzereydi. Nefes nefese çıktığı tepenin üzerinden, geriye döndü. Körfeze ve bütün gece kaldığı kumsala son kez baktı: “Sırıtan bir şey yok!” diye geçirdi aklından ve dönerek, motosikletini bıraktığı yere doğru, hızla yürüdü…
Birinci bölümün sonu…Hedef…Türksan Gündoğdu…
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Temmuz 18, 2008, 02:04:32 ÖÖ Gönderen: yeraltici »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
Mehmet Ak
|
 |
« Yanıtla #19 : Temmuz 18, 2008, 08:37:25 ÖÖ » |
|
sevgili türksan, belki biliyorsun ama yine de ben hatırlatayım, işini kolaylaştırır. sayfanın sağ üst köşesinde "değiştir" var onu tıklayarak düzeltilerini yapabilirsin. kolay gelsin, sevgiler.
|
ah bu lambalar, küçücük c?l?z lambalar…
|
|
|
yeraltici
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 25
|
 |
« Yanıtla #20 : Temmuz 18, 2008, 19:04:51 ÖS » |
|
sevgili türksan, belki biliyorsun ama yine de ben hatırlatayım, işini kolaylaştırır. sayfanın sağ üst köşesinde "değiştir" var onu tıklayarak düzeltilerini yapabilirsin. kolay gelsin, sevgiler.
Evet, dediğiniz gibi düzeltme butonu var fakat, dün bir türlü oradan yazımı düzeltemedim. Bilmiyorum belki de benim PC den kaynaklanan bir sorun yüzündendir. Zaten, internete öyle zor bağlantı kuruyorum ki, çoğu zaman giremiyorum. Sanırım hatlardan olabilir. Yine de yardımınız için çok teşekkür ederim Sayın Mehmet Ak. Sevgi ve saygılarımla.
|
|
|
|
|
yeraltici
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 25
|
 |
« Yanıtla #21 : Temmuz 29, 2008, 00:16:51 ÖÖ » |
|
Arkadaşlar, umarım beni bağışlarsınız çünkü, işlerimin yoğunluğundan dolayı bir süre yazım çalışmalarıma ara vermek zorundayım. Ama, ileride romanım sonraki bölümlerini de burada yayınlayacağım. Aslında ben bu romanı yazalı iki yıl oldu ve az daha çöpe atıyordum ki, bir arkadaşımın tavsiyesiyle tekrardan ele aldım. Benim ilk denemelerimden uçuk bir kurgu çalışması. Sanırım, uzunca bir süre daha beyaz kağıtların üzerinde karalanmış bir halde beklemeye devam edecek. Herkese sevgi ve saygılarımla, Yeraltici... 
|
|
|
|
|
yeraltici
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 25
|
 |
« Yanıtla #22 : Ekim 08, 2008, 18:27:32 ÖS » |
|
-9-
Beyaz karenin olduğu kanadı açamamıştı ve bir kalesiyle bir fili, varlıklarıyla bir şey ifade etmiyorlardı Nadir için. Üstelik beyaz olarak ilk hamleyi yapmış olmasına rağmen kendine güvenden mi, Sait’i küçümsediğinden mi olsa gerek eksik aletle saldırması sonucu da, vezir ve atlarını hamle kaybıyla değişmek zorunda kalmıştı. Nadir’in hamle kaybetmesiyle üstünlük pozisyon itibariyle, Sait’e geçmişti. Sait, şahın her iki kanadını da savunma hamleleri esnasında boşaltmakla kalmamış, kısa rokla her iki kalesini de fillerle birlikte oyuna sokmuştu. Aman vermedi ve kalelerin de desteğiyle fillerle saldırdı. Devam eden hamlelerinde de, Nadir’in oyundaki fil ile kalesini filleriyle değişime zorunlu bıraktı. Birkaç hamle sonra önü açılan Nadir’in şahını, kaleleriyle sağ kanadına sıkıştırıp duvar matı yaptı. “Sana karşı daha dikkatli oynamam gerekecek artık.” Dedi zoraki bir gülümseme dudaklarında Nadir. Bir kahkaha patlattı ve uzun saçlarını iki elinin parmaklarıyla geriye doğru taradı: “Saldırırken saldırıya uğramak diye, işte buna denir hocam!” Sait kıkırdamaya devam ederken o esnada siyah mini eteğinden kalçaları taşan dolgun, otuz yaşlarında kumral garson yanlarına geldi. Sehpanın üzerindeki boşları elindeki tepsiye koydu ve ardına dönüp giderken kalçalarının kışkırtıcı salınımına gözleri takılı kalan Sait: “Genelev kadınlarıyla normal kadınlar arasından aşırı kullanımdan doğan herhangi bir fark yok. Arada tek fark, bu garsonda olduğu gibi doğuştan gelen fiziki ayrıcalık.” diye mırıldandı. “Fazla kullanmak eskitmez mi Alman?” Diye sordu Nadir. Sait’in takma ismiydi bu son kelime Alman. Uzun sarı saçları ve mavi gözlerinden geliyordu ona bu takma isim. “Ben bir fark bulamadım. Üstelik çok çalışan aşınır diye bir şey de yok. Nelerini gördüm kerhanelerde, sanki ilk günkü gibi sıkı. Bir de kocasının dışında arada bir deneyenlere de rast geldim, bazıları çuval gibiydiler.” “İlgilendiğin şeylere bak, Yarabbim!” Diye mırıldandı Nadir ve gülerek: “Bu garson nasıldır sence, gevşek mi?” diye sordu alaycı. “Ayak bilekleri kalın, kaslı dolgun kalçaları ve ağzı küçük, oradaki kasları da güçlü olmalı.” “Sıkı!” “Evet, beş dakikadan fazla bu kadına dayanabilen biri, rekor kırmış olur.” Nadir, delisin manasında başını iki yana sallayarak gülmeye başladı. “Denede gör!” Diye üsteledi Sait, ben bu işlerin uzmanıyım ciddiyetinde. “Güldürme beni artık!” “Direkt olmaz, aracılık yapacak birini bulmalısın önce bu hotelde.”
Devam edecek….
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ekim 08, 2008, 22:39:13 ÖS Gönderen: yeraltici »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
yeraltici
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 25
|
 |
« Yanıtla #23 : Ekim 09, 2008, 13:02:34 ÖS » |
|
-10-
“Neyse, boş ver şimdi karı kıza, biz asıl işimize bakalım Alman!” Diye konuştu gülmeyi bırakarak Nadir ve gözleri sehpanın üzerinde bulunan oyun sonu dizilimindeki taşlara takıldı. Hata yapmanın neyle sonuçlanacağını anlatan bir tablo gibiydi gözlerinden yansıyan taşların görüntüsü: “İşimiz, bu taşlarları hareket ettirmek gibi olacak, yeter ki, en kazanımlı hareketin nasıl olacağını öncesinden bilelim.” “Emanetleri kullanacak olan eleman ne zaman gelecek abi?” “Hala Afganistanda, ama yakında o da gelir.” Kısa bir suskunluk ve az önce yanlarına gelen barın önünde dikilmekte olan garsona el etti Nadir. Yuvarlak yüzünü süsleyen orantılı duyu organları, belirgin bir şekilde yolunarak incecik bırakılmış kaşlar, soldan sağa taralı küt kesilmiş düz saçlarıyla bütün güzelliği üzerinde: “Gözleriniz bayram etsin” havasında yanlarına gelip dikildi ve: “Buyurun!” Diye sordu garson kadın işini seven bir halle. “Zahmet olmazsa orta şekerli iki kahve rica etsek Hanfendi!” Diye buyurdu Nadir bütün inceliğiyle sana teslim olmaya hazırım notalarıyla. Garson giderken bu kez Nadir alamadı gözlerini ardından: “Böyle bir kadına bağlansaydım, belki şimdi içinde olduğum kanalizasyonda olmazdım.” Diye geçirdi aklından.
Sait, lobide Nadir ile vedalaştı ve otelin karşısından bindiği taksinin şoförüne: “Yenikapı!” dedi. Akıp giden otomobillerin farlarından başka bir şey göremiyordu caddelerde. Hesaplamaya başladı: “Her aileye bir otomobil dersek, bir aileyi de ortalama dört kişiden hesap edersek, yetmiş milyonluk sadece bizim ülkemizde on yedi milyon araç demektir toplam. Dünyayı otomobiller işgal edecek böyle giderse ve egzozlardan çıkan gazlarla da, sanırım her şeyin sonu gelecek. Tanrıyı da kovdular Dünyadan, artık o da karışmıyor insanların işine. Her geçen gün açmaza sürükleniyor insanlık. Şu işi bitirip de, Karayiplerde yapacağımız o muhteşem tatilin son gününe kadar kopmasa bari kıyamet.” diye geçirdi aklında ve akıp giden akşamın karanlığındaki otomobillerin farlarına bakmaya devam etti.
Devam edecek…
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ekim 11, 2008, 18:25:28 ÖS Gönderen: yeraltici »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
Şeyda GÜNEŞ
|
 |
« Yanıtla #24 : Ekim 09, 2008, 15:13:44 ÖS » |
|
İlgiyle okuduğum bir sayfa. Şiir yazıyoruz diye sanatın başka alanlarından azade olmayacağız elbet. Şairler roman, öykü, dneme, felsefe ve resimle de ilgili olmalılar. Bu onların yaratıcılıklarını zenginleştirecektir. Keza Roman ve öykücüler de bol bol şiir okumalılar, yapıtlarının zenginleştiğini göreceklerdir.
Selam ile.
Şeyda GÜNEŞ
|
|
|
|
|
yeraltici
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 25
|
 |
« Yanıtla #25 : Ekim 09, 2008, 18:38:01 ÖS » |
|
İlgiyle okuduğum bir sayfa. Şiir yazıyoruz diye sanatın başka alanlarından azade olmayacağız elbet. Şairler roman, öykü, dneme, felsefe ve resimle de ilgili olmalılar. Bu onların yaratıcılıklarını zenginleştirecektir. Keza Roman ve öykücüler de bol bol şiir okumalılar, yapıtlarının zenginleştiğini göreceklerdir.
Selam ile.
Şeyda GÜNEŞ
Çok haklısınız şeyda Hanım, edebiyatın bütün dalları aslında birbirlerini tamamlıyorlar.
|
|
|
|
|
yeraltici
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 25
|
 |
« Yanıtla #26 : Ekim 20, 2008, 19:50:19 ÖS » |
|
-11-
Yenikapı’dan hareket eden katamaran, teknolojik gözleriyle karanlığın içerisinde otuz beş mil hızla yol alıyordu. Metropolün üyeleri bütün bir yılın yorgunluğunu atabilme niyetiyle, güneydeki sayfiyelere akıyorlardı. Gemide boş yer yok, tıka basaydı. Öncesinden yerini ayırtmasaydı, beş altı saatlik otobüs yolculuğuna katlanmak zorunda kalacaktı. Oysa şimdi, iki saat bile geçmeden çöplüğüne dönecekti. Koltuğuna yaslandı, gözlerini kapadı. Geçen ay bıraktığı iş yerindeki arkadaşları geldi aklına: “Ev, iş, kahvehane üçgeninde dolanıp duran sütçü beygirleri hepsi. Ve saplantı haline gelmiş emeklilik düşüncesiyle, her türlü eziyete katlanmaları yok mu hele, dayanılacak gibi değil. Zaten hedeflerine ulaştıklarında da, üçgenin boşalan köşesine bu kez, mabetlerini koyacaklar. Böyle giderse, asla kurtuluşları olmayacak ücretli kölelerin. Sefilliğin müptelası olmuş bu kas adamları ağrılarını dinlerken, beyinlerinin varlığını unutmuşlar. En kötüsü de, kendilerini kurtarmak için, fedakar devrimci enayilerin çıkmaması artık. Bu iş çakmasaydı da, zaten onlar gibi devam edebilmem mümkün değildi. Eninde sonunda, parayı bulacağımı biliyordum. Onlar gibi sürekli pres altında inildemek yerine kısacık, ama dolu bir hayat bana yeter ki, şunun şurasında kıyamete ne kaldı? Parayı buldun oğlum Sait, bundan böyle ye, iç, neşelen ve olabildiğince güzel hatunlarla yat.” mutlu bir tebessümle gözlerini araladı. Sağ eliyle belini yokladı, yoktu. Yüzü ekşidi birden. Alışkanlıktan olsa gerek, silahsız dolaşmak, huzurunu kaçırıyordu. Yaşamda güvendiği tek dostuydu o Walter.
Devam edecek…
|
|
|
|
|
|
Nisa NUR
|
 |
« Yanıtla #27 : Mayıs 08, 2009, 11:39:00 ÖÖ » |
|
Sevgili Türksan, 15 Temmuz 2008'den bu yana "Hedef"te bir gelişme yok mu? Bekliyorum şahsen...
|
|
|
|
|
yeraltici
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 25
|
 |
« Yanıtla #28 : Mayıs 15, 2009, 01:31:37 ÖÖ » |
|
Sevgili Türksan, 15 Temmuz 2008'den bu yana "Hedef"te bir gelişme yok mu? Bekliyorum şahsen...
Sevgili Nisa, inan öylesine yoğunum ki, siteye bile eskisi gibi uğrayamıyorum. Çok özür dilerim, bir ara karalamaları gözden geçirip arada bir eklesem olacak. ben bu çalışmayı çoktan bitirdim, ama maalesef kağıtlarda karalama taslak halinde; üstelik bir kaç sitede daha var, fırsat bulduğumda eş zamanlı olarak ekleyeceğim. Aslında bu eklediklerimin de gözden geçirilip tekrardan yenilenmesi gerekli, tekrar okuduğumda alel acele iliştirmemin hatalarını gördüm; sanırım dedikleri gibi, nitelikli bir çalışma ortaya çıkarabilmek için, yazdıklarımızı bıkmadan yırtıp yeniden yazmamız bir zaruriyet...Saygılarımla dostlar ve özürlerimi kabul eyleyin.
|
|
|
|
|
|