Recep Memiş
1973 yılında, Vize/Küçükyayla köy ilkokulundan parasız yatılı sınavını kazanarak; Lise Pansiyonu'na geldim. Ortaokulu üç yıl boyunca taban kuvvetiyle gidip geldiğimiz "Atatürk Ortaokulu"nda okudum. Sonra üç yıl lise,.. Ayşekadın'daki binada 6 yıla yakın kalanlardanım. Bu nedenle "Edirne Lisesi" benim için sadece "Lise" olmanın ötesinde tam bir "aile ocağı" olmuştur.
Asıl olarak, Ayşekadın'daki binada okumama karşın; en eski ve en yeni diyebileceğimiz, şimdiki binanın da yabancısı sayılmam. Çünkü "Atatürk Ortaokulu" eski "Lise" binasının eklentisi niteliğindeki binadaydı. Sanırım hala da öyle,... Okuduğumuz dönem, ülkede siyasallaşmanın lise düzeyine indiği yılları içerdiği için; dönemin rüzgarları karşısında, bütün okullardaki öğrenciler yatay bir kaynaşma eğilimine girmişti. Bu kaynaşma içinde, yakılıncaya kadar "Eğitim Enstitüsü" olarak kullanılan, eski binaya da sıkça girip çıkmıştım.
Söz açılmışken o dönemden biraz sözetmek istiyorum. Benim sınava girdiğim yıllarda "Edirne Lisesi" ülkenin en nitelikli okullarından biriydi. Ancak Lise 1. sınıfa geldiğimizde o kaliteli eğitim kadrosu topluca denecek kadar yoğun bir sürgün operasyonuyla dağıtılmıştı. Bu operasyona karşı dönemin öğrencilerince başlatılan "Boykot" eylemine orta 3 öğrencisi olarak fiilen destek verenlerdenim.
Tabii bu çabalar işe yaramadı,... Tam liseye başladığımız yılda (1976), mevcut kadro tamamen dağıtılarak; eğitimden çok, günün siyasal koşullarında belirli bir kesimin etkinliğini sağlama amaçlı diyebileceğim bir kadrolaşma gerçekleşti,.
Bu kadro üst sınıflardan ümitli olmadığı için, Lise 1. sınıf öğrencilerini kendi eğilimleri doğrultusunda siyasallaştırma programına başladı. Uygulamanın muhatabı olarak; yaklaşık birbuçuk yıl süren bir dönemde, oldukça sıkıntılı günler yaşadık. Öğrencilere yönelik bu uygulamaların farkında olan "Edirne Kamuoyu"nun da baskısı sonucunda yeni bir atamalar zinciri ile sürgüne giden kadro geri geldi. Okul yeniden eski kalitesini yakalamaya yöneldi. Başta Müdürümüz (toprağı bol olsun) "Erdinç Tezgör" olmak üzere; eski kaliteli eğitim düzeyini yeniden üreten kadroyu burada anmamak haksızlık olur kanaatindeyim.
Bu arada bizler; kamuoyu baskısını tetikleyen direncimize; biraz da çocukluğun verdiği uçarılıkla, olduğundan çok fazla anlam yüklemiş ve "herşeye kadir" olduğumuza inanır olmuştuk. Bu hava içinde; "herşeye karşıyız" la özetlenebilecek ruh halimizin ürettiği boykot, forum vs,. eylemliliğin en başındakilerden biri olarak ben de; "sürgün gider, liseli son bir aylarım" türküsünü bestelemek ve diplomayı almak üzere, soluğu "Denizli Lisesi"nde aldım. Davranışlarımızın farkında olduğumuzdan olacak, 'bu sürgün canımı' acıttı dersem yalan olur. Aynı yıl üniversite sınavı için geldiğim Edirne'de gerek "İdari Kadro" gerekse çok sevdiğim "Disiplin Kurulu" üyesi öğretmenlerimizle kucaklaşmayı becebilmiş olmam da bunun ifadesidir.
Diplomamda adı omasa da, ben; hamuru "Edirne Lisesi"nde yoğurulmuş kimliğimle onurlandım. Orada aldığım eğitsel altyapı ile "İstanbul Hukuk Fakültesi"ne girip mezun oldum. Şimdi serbest Avukatlık yapıyorum.
Belki uzunca bir tanıtım yazısı oldu. Ama kendimi tanıtırken "Edirne Lisesi"nin uzun tarihi içinde; tanılık ettiğim sınırlı bir kesite ilişkin, birşeyler aktarmayı da istedim. O yuvanın yalnızca bir "okul" olmanın ötesinde; bütün bir kentle, hatta bölgeyle bütünleştiğini göstermeyi amaçladım.
Bizler böyle bir okulun mezunları olduğumuzun bilinci ile; dayanışmamımızı, okulumuzun misyonunu daha da ileriye taşıyacak düzeye yükseltmek için çaba harcamalıyız. Bu "Forum"un buna katkı sağlayacağını umarak katkı sunan arkadaşlara şimdiden teşekkür ederim.
_________________
http://edirnelisesi.13.forumer.com/viewtopic.php?t=101 ------------------------------------------------------------
Kalbim güm güm atıyor şu an..
Eğer buradaki Recep MEMİŞ, yukarıya alıntıladığım Recep MEMİŞ'se... Ses etsin bana..