|
zeyno
|
 |
« : Mart 07, 2008, 02:16:18 ÖÖ » |
|
Ozan’a (Ben çoğu zaman içine bir taş atılmadığında kıpırtısız kalan su birikintisi gibiyim.) Ozan K. Dil Sen, gibisin… Bense (artık) içine taş yağdırılsa (da) kıpırdamayı başaramayan su birikintisi… Dur dedikçe durmadan (d)umura uğrar beynime (d)umur da kapı açmıyor artık.Toz içindeyim. Yağmur bunu biliyor. Yağmur bunu iyi biliyor. Yağmur bunu benden iyi biliyor. Rüzgâr da öyle! Ben yalancıysam, yağmur da mı yalancı? Yağıyorken her yere, bana yağmayan. Ben yalancıysam, rüzgâr da mı yalancı? Esiyorken her yere, beni silkelemeyen. Kara, kuru, derin bir kuyu içinde olup, taşla dolmuş olmak mı çoktan nedeni bu başarısızlığın? Yoksa sarnıcı dolmak nedir bilmeyen bir özlemin sabrı içinde, kıpır, kıpır bir akarsuda olabilmeyi hayal ettikçe, kırılmaların; olamadan kıranlarla hayalleri buharlaştırma yarışındaki, kırılmaların... Hayalden hızlı, gerçekten ağır, Buzdan soğuk, güneşten sıcak sportmenliği mi, rekora koşan? Bilinmez ama öyleyim. Elde kalan bakiyem ne bu durumda, biliyor musun? Elde kalan bakiyem, canım! Buhar içinde buharlaşmaya dimdik direnen kırık hayaller barınağının hem bacaksız bakıcısı, hem düdüksüz bekçisi olan ve kanatları kan içinde kuruyan mecburiyetim. Gece bana bu yüzden Aslı. Keremliğim bu yüzden su gibi ay gezinir karanlığın içinde bir yudum olsun aydınlık için gündüzlerin içinde içli bir şiir. Perihan Yakar
|
|
|
|
|
|
cumali22
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #1 : Mart 07, 2008, 03:25:49 ÖÖ » |
|
Gerçekten de içli bir şiir… Zeyno’nun paramparça duyguları, kırık yüreğiyle ördüğü, acıyla dokuduğu yaşamını öylece şirine taşımış, şiirini de bize getirdi acıların tanıklığını yüklediği yağmurla yaşamının tanıklığını yüklediği rüzâr. "ve kanatları kan içinde kuruyan mecburiyeti”ne karşın elinde “Hayalden hızlı, gerçekten ağır” geçen günlerinde yaşamının elinde bir tek canı da kalsa, bu can “Buhar içinde buharlaşmaya dimdik direnen”dir. “O kırık hayaller barınağının düdüksüz bekçisi”dir. Yaşam koşulları uyutmasa da O yaşama sevdalıdır. Gece de O’na… O böyledir işte! Yenilmeyendir. Direnendir. Vazgeçmeyendir. Çünkü O Zeyno Hocam’dır! Yersiz Yurtsuz şiirse, bütün teslimiyetçilerin alnında şangırdayan bir tokattır. Saygılarımla… Cumalioğlu
|
|
|
|
|
|
zeyno
|
 |
« Yanıtla #2 : Mart 07, 2008, 04:00:49 ÖÖ » |
|
tatlısı mı bir tesadüfün, acısı mı bu bilmem ki Ozan Cumali, bilemem ama
ne tesadüf ki
haykırırken radyoda Sezen Paramparçayı okudum ya ben senin yazdıklarını gözyaşları içindeyken gözlerim tebessüm doldu.
Çok yaşa emi. Çok ağlatan şiirler yazıyorsan da, güldüren olsun her biri hale Ozan gözünden düşündürürken.
Sevgiler
|
|
|
|
|
|
Sanat Dedektifi
|
 |
« Yanıtla #3 : Mart 07, 2008, 09:38:05 ÖÖ » |
|
Sözcüklere ruh katan, şiir alışkanlıklarımızı altüst eden virtüöz: Perihan YAKAR.
Zehra YENİCE
|
|
|
|
|
|
Oresay
|
 |
« Yanıtla #4 : Mart 07, 2008, 21:18:43 ÖS » |
|
hani bir “karamsarlık” da iyi yansımış şiirden…
tenimin altını kaplayan bu ateş yağmurunu bekliyor. ellerimin titremesinden mi bu buzdan kayıplar. aynalı odadayım, mumlarının ışığı düşsel yolculuğun doruğunda siyahlar yanıyor. göğsüme akan gözyaşları yeminler ediyor. masumiyet böyle anlarda mı ortaya çıkar, arınmak ister gibi çaresiz. bir ölüm rüzgârı esiyor, dudaklarımın günahlarına. karmakarışık duygular içindeyim, zil sesleri eşliğinde. yaşama ara verdim, kendimi arıyorum…
bu teslimiyet, geceden yansıyan ayrıntıların içinden çıkıp gelen, gerçeğe ilişkin bir söz ise: yağmur ve rüzgâr inatçıdır, sözün üzerindeki toza. silip götürür her şeyi bir sabah, duygular yenilmiş olsa da…
tozun ruhuna yazılmıştır, o rüzgâr ve ardında takılıp gelen yağmur…
kum yalnızlığıdır zaman… tanelerinde o sessizlik… birbirini çeken…. yaşama tutunan…
Sevgiyle.
Cinayet Saati
haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu dört bıçak çekip vurdular dört kişi yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu
deli cafer ismail tayfur ve şaşı maktulün onbeş yıllık arkadaşı üçü kamarot öteki aşçıbaşı dört bıçak çekip vurdular dört kişi
cinayeti kör bir kayıkçı gördü ben gördüm kulaklarım gördü vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü hiç biriniz orada yoktunuz
demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu on üç damla gözyaşını saydım allahına kitabına sövüp saydım şafak nabız gibi atıyordu sarhoştum kasımpaşa'daydım hiç biriniz orada yoktunuz
haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi polis katilleri arıyordu deli cafer ismail tayfur ve şaşı üzerime yüklediler bu işi sarhoştum kasımpaşa'daydım vapuru onlar vurdu ben vurmadım cinayeti kör bir kayıkçı gördü
ben vursam kendimi vuracaktım
Attila İlhan
|
|
|
|
|
|
cumali22
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #5 : Mart 07, 2008, 23:53:13 ÖS » |
|
Komik bulmakta haklısınız. Yalnız; yanılgı ya da hata yok, eksik var. Belki bir dil sürçmesi.. Ancak bu bir özür değil, küçük bir düzeltmedir Sevgili Hocam! Elbette şiirinizi çözümlemek bana düşmezdi. Ama şiirin çözümlemesinde bir hata yok. Onları söyleyen sizsiniz Sevgili Hocam, ben değil. Dediğim gibi çözümlemede hata yok, eksik var. Çünkü şiirdeki kişi birebir kendiniz olmayabilirsiniz. Ama kendinizle özdeş gördüğünüz bir yaşam sundunuz bize. Belki şiirdeki gibi yüzlerce yaşam var. Zorluklara onuruyla direnen yüzlerce yaşam. “O kırık hayaller barınağının düdüksüz bekçi”lerinden Keşke milyonlarca olsa! Böyle onurlu bir direniş sergileyen bir yaşamla özdeş görmek sizi incitmişse özür dilerim Hocam! Onurlu direnişlere olan saf inancıma ve çocuksu yanıma bağışlana… Saygılarımla… Cumali Cumalioğlu
|
|
|
|
|
|
zeyno
|
 |
« Yanıtla #6 : Mart 08, 2008, 00:21:24 ÖÖ » |
|
''Gözyaşları içindeyken, gözlerin tebessümle dolması..'' biçimindeki bu ben biçemli yaramaz cümle, içrek olarak, Can Cumali'ce yazılanları komik bulmanın ifadesi değil ki Canım Cumali. Hem kuzum sen, yazdığının tarafımca komikliğini nerden çıkardın, hiç anlamadım. İki gözüm önüme aksın istemezsin sen dimi, yani yemin verdirme bana, anlamadım! Ben de hassas biriyim ama, denileni denildiğince anlamadan alınganlık hiç huyu değil hassasiyetimin. Şiirime incelikle eğilmen, çözümleme çabanı esirgememen; üstelik benim, kendisini yazdıklarıyla gayet sevdiğim Cumali'ce çözümleme çabanı esirgememen... o saatte beni öyle çok duygulandırdı, öyle çok duygulandır ki.. Yazıcığımın, sence maksadı seni incitmek olabilir mi; inceliğine çok teşekkür ederek gülümsüyorken!?
|
|
|
|
|
|
zeyno
|
 |
« Yanıtla #7 : Mart 08, 2008, 07:11:10 ÖÖ » |
|
Karamsarlık değildir o yansıyan, değildir Ori! Kazaya gelen kavramsallığın kavranamayan karnavalıdır bizi kaval çaldırıp çadırımızda kıvrandırırken içi kediyle dolu bir çuval gibi. Karamsarlık değildir o yansıyan, değildir Ori! Kazaya gelen kavramsallığın kavranamayan karnavalıdır giderayak bedava keyif verici. * Şu, Cinayet Saati var ya.. Sanma bana uymadı. Uydu uydu da. Uyutmadı ya... Yazacağım bir şiir, anti, koyacağım adını uyumak için KEYİF SAATİ * Canımsın, sağ ol 
|
|
|
|
|
|
zeyno
|
 |
« Yanıtla #8 : Mart 08, 2008, 08:31:37 ÖÖ » |
|
Sevgili Zehra Yenice,
Sihirlersiniz siz dünyanın sihri kayıp ne kadarsa o kadar öcü perilerini Ve sihriniz var ya sizin sihriniz… Şiir üstüne yemin ederim, şiirden harbi.
Kalbiniz gibi sözünüz de öyle iyi, öyle güzel, öyle cömert ki
Korkuyorum siz yazınca ben size bir şey yazmaya. Tanrı yoksa, şiir var ya yanımda, çok korkuyorum!
Ya yazdığım, kalbinizin olduğu gibi, sözünüzün de iyiliği, güzelliği, cömertliği yanında pinti kalırsa! Ya pintiliği, ben zıp, zıp zengini bir pireyken Priene’lerde, beni pestil eder de yoksul ederken zıp zıplarımdan, yoksun da ederse mercan merceğinizden…
Ah! Sevgili… Ah! Zehra Yenice.
Gözünüzde ben sözcüklerin virtüözüysem, siz gözümde nesiniz söyleyeyim mi?
Gözünüzde ben sözcüklerin virtüözüysem, siz gözümde öz şiirlerin ruhbanecesi.
Sevgilerimle.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mart 08, 2008, 08:37:02 ÖÖ Gönderen: zeyno »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
Efendi
Aytekin Orhan
ÖKS Girişimcisi
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 39
|
 |
« Yanıtla #9 : Mart 08, 2008, 13:12:06 ÖS » |
|
Başlığı gördüm geldim. Yerim yurdum yok  Sancılı bir doğum oldu gelişim. Neyse ki çözdük işi... Merhabalar kucak dolusu 
|
"Tan?d???m yüzler birer ?eytand? dünyalar?na kabul edildi?im."
|
|
|
|
cumali22
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #10 : Mart 08, 2008, 13:23:13 ÖS » |
|
Sevgi yüreğine selam Zeyno Hocam! Benim gökçeyazınımda yemin ve küfür acizliktir. Umarsızlıktan başvurulandır. Akçadağlı'nın taşa sarılmasıdır! Kıt anlayışımla sizi acze düşürdüğüm için tekrar özür dilerim.
|
|
|
|
|
|
zeyno
|
 |
« Yanıtla #11 : Mart 08, 2008, 19:12:33 ÖS » |
|
İnsan, yersiz yurtsuzsa dağ, taş, gök, bayır, her yer bağıdır. Her yer bağıysa, olmaz mı yurdu insan olanın, iki arada bağır da bağır
Sayın Efendi, Sayın Şairim!! :=)
Benden de SOBE !! Gözümün bağı sevgiler üzüm. Dal bağın gibi ister topla ister ye. Kucak dolusu.
|
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #12 : Mart 08, 2008, 21:45:14 ÖS » |
|
insanın yurdu şiirdir..şiiryurt.ya da yeşilyurt..uzak dağhavası kalbimin
..kalbin kuyusunu yurt edinmiş ..yaşam daha ne ister
bilir yeryüzü cinayet artığı ..durağanlıktan
sivri bir dili olmasına rağmen..bağırtmaz çindeki çocuğu asla
bir koşum konaklarsa ruhu.. gökyüzü
yeşim çelen..renk tortusu
bana bir kaç satır dize uyandıran
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mart 08, 2008, 21:58:11 ÖS Gönderen: HBozkurt »
|
Moderatöre Bildir
Kayıtlı
|
|
|
|
|
zeyno
|
 |
« Yanıtla #13 : Mart 08, 2008, 22:21:07 ÖS » |
|
Sizi kendime yasakladım ben bayım! Desem bir baya
Kendime yasakladığım nasıl olur da olur dilime özgür?
Öyle değil mi?
E, madem öyle ‘Sizi kendime yasakladım ben bayım.’ demek yerine, demem bir şey o zaman ben de.
Yasağından kurtulurken o bayın kendim, böylece dilim özgür, ben özgür, ruhum zaten hep!
He, he, he, he, he
Matematikçi değilim ama Aklım sağ olsun her şeye formül!
Saygılar Sayın Bozkurt. Sağ olunuz, var olunuz
Yolu şiir bahçeme düşen insanı madem selamlar Damlasıyla nisanıma not düşen sağanak yağmur Selamlıyor sizi de tazelenen çimlerin bereketiyle.
Perihan Yakar
|
|
|
|
|
|
HBozkurt
|
 |
« Yanıtla #14 : Mart 08, 2008, 22:26:19 ÖS » |
|
yasaklanmış bir elmayım..kopar cennetinden suskuları
|
|
|
|
|
|