Google Reklamları
ÇOCUKLAR NEDEN OKUMAZ
Ötekileriz Kültür Sanat Girişimi Forumu
Şubat 07, 2012, 00:03:10 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
  ANASAYFA ANAFORUM Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: ÇOCUKLAR NEDEN OKUMAZ  (Okunma Sayısı 553 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
EminEser
ÖKS Girişimcisi
**
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 52



« : Nisan 15, 2010, 11:52:50 ÖÖ »


                               ÇOCUKLAR NEDEN OKUMAZ
EMİN ESER * / Bireylerin kitap okumadığında sürekli olarak şikâyet eder dururuz eğitimciler olarak. Aslında bu konuda pek de haksız sayılmayız.
2005 yılında Ankara’da 1272 çocukla yapılan bir araştırmanın sonuçlarını sizlerle paylaşayım: Çocukların 0,62’si 1-10 sayfa, 0,11’i 11-19 sayfa, 0,07’si 20-29 sayfa kitap okuyor. Öğretmenlerde ise durum daha iç açıcı değil. Öğretmenlerin yüzde 28’i ayda bir kitap okuyor. Yüzde 12’si tiyatroya gidiyor, yüzde 8’i belli aralıklarla tiyatroya gidiyor. Hazır konu anketlerden açılmışken ülkemizin okuma kültürünü yansıtan birkaç veri daha sunayım:
Türkiye de 2002 verilerine göre 12.089 kişiye bir kitap düşüyor. İngilizlerin yüzde 1/10’i , Almanların 1/7’i, İtalyanların 1/4’ü kitap okuyor. Buralarda bir kişiye 10-12 kitap düşüyor. Diğer ülkelerin oranları bizi fazlasıyla geçiyor. Buna benzer bir sürü istatistik daha var ve hepsinde de oranlar birbirine yakın. Doğal olarak, anne babanın okumadığı bir ailede çocuklar da okumuyor. Dolayısıyla okumayan bir ülkeyiz. Okumayan insan, sorgulayamaz, sağlıklı düşünemez.
Okuma kültürü önce evden, sonra okuldan geçiyor ve kendiliğinden oluşmuyor. Annemize, babamıza ve öğretmenlerimize bu anlamda önemli görevler düşüyor. Çocuklarımızın düşünmelerini engelleyen faktörlerden biri de SBS sınavlarıdır. Çocukların sosyal ve duygusal gelişme sürelerini etkileyen, yeteneklerinin değil, seçeneklerin dünyasına iten bu sınav sistemi aynı zamanda düşünceyi ve toplumsallaşmayı da frenliyor.
Üzerine titrediğimiz, her şeyin en güzellini onlara layık gördüğümüz çocuklarımıza reva görülen bu sınavlar maalesef çocuklarımızı saldırgan ve daha endişeli bir hale getiriyor. Birbirleriyle sürekli yarışan bireylerden sağlıklı düşünmelerini beklemek ne kadar doğrudur?
Asıl beni ürküten bu sınav adaletsizliğin yanında televizyonun da çocuklarımızı büsbütün yaratıcılıktan koparmasıdır. Televizyon kanalları haftada 150 civarında çizgi film yayınlıyor. Bu da yılda 6 bin civarında çizgi film demek. İzlediğimiz vurdulu kırdılı ve gerçek yaşamdan uzak dizi filimleri de bunlara katın. Kitap, televizyonun yüzde ikisini bile kapsamıyor bu durumda.
Gün be gün artan televizyon izleme süreleri çocuklarımızı unutkanlığa ve saldırganlığa itiyor. Günde 4,5 saatten fazla televizyon izlendiği, ancak yılda toplam 6 saat kitap okunduğu da bir gerçek.
Okumadan, edebiyattan, yoksun bireyler zamanla duygusuzlaşır. Televizyon; öğrenme süresini etkiler, okuma gelişimini bastırır, dili daha az geliştirir, yaratıcılığı öldürür ve unutkanlığı besler.
Çocuklar okurken, kelimeler düşünceleri hayallere dönüştürür. Bu dönüşüm çocukların dilini, dil ise yaratıcılıklarını, yaratıcılık da üretkenliklerini doğurur. “Dil düşüncenin evidir.” Dilini kullanmasını bilen kendisini çok daha rahat ifade eder. Günlük konuşulan kelimeler 100-150 arasıdır. Bazı televizyon programlarında ise bu oran 30-40 kelimedir. Yani tüm bunların anlamı şu; gittikçe konuşmayı unutuyoruz.
Giderek masallarımızı da yitiriyoruz. Uzun kış gecelerimizde masal anlatacak ninelerimiz, dedelerimiz yok artık; oysa onların bizim hayatımızdaki işlevi, nostalji duyguları yaratmaktan çok öteydi.

Taraf Gazetesi, 09.04.2010  Tarihi yazım.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!